Yaşamak bir ağaç gibi...

Hasat zamanlarında tırpanı, tırmığı ve dirgeni omuzlayıp yola koyulurduk.“Nereye gidiyorsun?” diye soran olursa çok basit bir cevabımız vardı: “Çöle”Nadasa bıraktığımız, arpa...

Hasat zamanlarında tırpanı, tırmığı ve dirgeni omuzlayıp yola koyulurduk.

“Nereye gidiyorsun?” diye soran olursa çok basit bir cevabımız vardı: “Çöle”

Nadasa bıraktığımız, arpa, buğday ya da yulaf ektiğimiz tarlaların bulunduğu o uçsuz bucaksız platoya “çöl” derdik.

Çocukluğum, baharda yeşile kesen, çiçekleriyle bin bir renge bürünen, arıların kanat çırptığı, yaban hayvanlarının koşuşturduğu, bıldırcınların yuva kurduğu, sunduğu nimetlerle yıl boyunca karnımızı doyuran o tarlalara neden “çöl” denildiğini düşünmekle geçti.

Sonunda şöyle bir yanıt buldum:

Bilimsel açıdan çok az yağış alan, bitki örtüsü neredeyse hiç olmayan ekosisteme çöl dense de Anadolu insanı için çöl, ağaç olmayan yerdi.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ortak aday, ortak seçim beyannamesi 05 Ekim 2022 | 902 Okunma Epistemolojik kopuş olabilir! 03 Ekim 2022 | 1.773 Okunma 81’lik tenorun düşündürdükleri 01 Ekim 2022 | 210 Okunma Çirkin siyaset karşısında ne yapmalı? 30 Eylül 2022 | 1.110 Okunma “Tek Adam Sistemi” 28 Eylül 2022 | 1.358 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar