ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Kirli pazarlık içinde olmayız

Afrin merkeze yaklaştıkça resim netleşmeye başladı .

Cihad Artan
Cihad Artan Milat Gazetesi
15 Şubat 2018 | 39

Afrin merkeze yaklaştıkça resim netleşmeye başladı. ABD ve Avrupa’dan gelen tepkilerin tonu oldukça manidar... Gerçi öldürülen bazı teröristlerin, hangi ülkelerin bayraklarıyla uğurlandığına bakılırsa fotoğraf kendiliğinden beliriyor. Zaten ABD'li komutanların YPG'lileri ziyaret ederek “Suriye'de bulunma amaçlarını terör örgütünü korumaya bağlaması”, fazla söze hacet bırakmayacak cinsten.

Peki, bu duruma nasıl gelindi ve şuan neler oluyor. İsterseniz konuyu kısaca açıklamaya çalışalım. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD, SSCB, İngiltere arasındaki PAYLAŞIM anlaşması, Berlin Duvarının yıkılmasıyla farklı bir hale büründü. Sovyetler‘in dağılması ise YENİ DENGENİN adeta habercisi oldu. Nitekim bu hadiseler; yeni aktör olma çabası içerisindeki Almanlar’la, genlerine nüfuz etmiş İngiliz varlığından rahatsızlık duyan ABD’nin uzlaşmasına bir nevi zemin hazırladı.

Daha doğrusu Pentagon; söz dinleyen olmaktan ziyade, SÖZÜNÜ DİNLEYEN bir aktörle devam etme niyetindeydi. Bu kapsamda Pentagonda bulunan azımsanmayacak saydaki Katolik komutan, ABD-Almanya derin diyaloğunda etkin rol üstlenecekti. Neticede o dönem adım adım temellendirilen ittifak, yakın tarihte artık baş döndürücü bir hız kazandı. Sonuçta ABD, içerisindeki İngilizleri tasfiyeye başlarken, diğer tarafta ise Almanya’nın güdümünde olan AB, İngiltere’ye BREXİT’ten başka çare bırakmadı.

İşte gelinen bu nokta; “Pekin-Londra arasında sağlanan yakınlaşmanın mihenk taşı” kabul edilebilir. Öyle ki Çin’in trilyonlarca dolarlık ticari entegrasyonu içeren Kuşak Yol Projesi de ortaya çıkınca saflar iyice belirginleşti. Sonrası malum. ABD, İpek Yolu'nu kendi güdümüne evirmek yahut engellemek için Afrika, Asya ve Ortadoğu'da güç gösterisine soyundu. Çünkü bölgedeki yeraltı zenginliklerini ve iletim hatlarını kontrol ederse söz konusu savaşı kazanacağını çok iyi biliyordu.

Anlayacağınız üzere ENERJİ, İpek Yolu için olmazsa olmazlar arasında önemli bir konumda. Şayet bu tanzim edilmediği takdirde ise projenin hedefe ulaşması neredeyse İMKÂNSIZ… Bu açıdan Katar krizi, Suud darbesi ve Aramco üzerinden devam eden derin mücadelenin, tamamen ilişkili olduğu sonucu çıkıyor. Hatta Suriye’nin mevcut durumundan öte, 15 Temmuzda maruz kaldığımız hainlik dahi aynı izlere sahip. Kaldı ki ABD-Alman ittifakı eğer başarabilseydi, Yeni Dünya stratejisinde büyük avantaj sağlaması işten bile olmayacaktı.

Fakat ALLAH’IN yardımıyla darbeyi ellerinde patlatan Aziz Türk Milleti mevcudiyetini korudu. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla da bu hain planlara geçit vermedi. Öylesine afalladılar ki, umutlarını PKK/PYD’ye bağlamaktan başka bir çıkar yol bulamadılar. O nedenle harekâtı sınırlandırmamız için çırpınıyorlar. Bir bakıyorsunuz tehditler savururken, bir bakıyorsunuz dalga geçer gibi diyalogdan söz ediyorlar. Böyle bir dönemde Yunanistan’ı Ege’ye salmaları ise kesinlikle aynı perspektifte seyrediyor.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER