Bir dönem bitti!

Türkiye’de vesayetçi, dışarıya kaynak aktaran, dolayısıyla yoksullaştırıcı ekonomi politikalarının başlangıç tarihi olarak, IMF gibi sömürgeci kurumların gelişmekte olan ülkelere...

Türkiye’de vesayetçi, dışarıya kaynak aktaran, dolayısıyla yoksullaştırıcı ekonomi politikalarının başlangıç tarihi olarak, IMF gibi sömürgeci kurumların gelişmekte olan ülkelere “musallat” olmaya başladığı yıl olan 1947 yılını söyleyebiliriz. Ama biz, bu yazı için, o kadar geriye gitmeyelim 2001 krizini ve bu kriz sonrası Kemal Derviş yönetiminde gündeme gelen Güçlü Ekonomiye Geçiş Programını (GEGP) baz alalım.

Türkiye, 2001 krizi öncesi, esasında sabit kur rejiminin bir versiyonu olan, İsrail Merkez Bankası eski Başkanı Stanley Fischer’in teorisine katkı yaptığı gevşek sabit kur rejimini uyguluyordu. Aslında “sürünen parite” denen bu kur rejiminde, merkez bankaları, enflasyon hedeflemesi adı altında, fiyat istikrarı için örtülü bir kur hedeflemesi de yapıyorlardı. Bu da genellikle yerli parayı değerli tutma şeklinde oluyordu. Enflasyon hedeflemesi aslında bir nevi kur hedeflemesidir ve faizin tek silah olduğu, dışarıya faiz yoluyla en çok kaynağı aktarmanın modelidir ve 90'lı yıllarda ortaya atılan Washington Uzlaşısı’nın en ciddi para politikası aracı olarak da ün yapmıştır.

Yüksek faiz, değerli (!) kur!

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ekonominin geleceğini simgeler anlatır! 31 Ekim 2018 | 5.173 Okunma Neden yeni bir kalkınma hikâyesi gerekli... (2) 25 Ekim 2018 | 5.302 Okunma Neden yeni bir kalkınma hikâyesi gerekli... 24 Ekim 2018 | 4.547 Okunma Sorunlar, tespitler ve çözümler... 18 Ekim 2018 | 5.580 Okunma Ekonomi politikasında ‘popülizm’ nedir, ne değildir? 17 Ekim 2018 | 3.697 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar