Yaşına başına bakmadan!..

Milliyet Gazetesi Yazarı Belma Akçura’nın bugünkü (24.04.2022)''Yaşına başına bakmadan!..’’ başlıklı yazısı.

Bugün teknolojiyle iç içe yaşayan bazı gazetecilerin sosyal medyada yer alan söyleşilerinde bu ön yargılı ayrımcı ifadeleri görmek mümkün.Ingmar Bergman yaşlanmayı yüksek bir tepeden bakmaya benzetir: “Yorulursunuz çıkarken ama vardığınızda görüşünüz genişler...” der.Meslek hayatım boyunca izlediğim, tanıştığım, sohbet ettiğim, haberini yaptığım ya da birlikte çalıştığım, benden önceki kuşakta yetişmiş bazı insanların görüşlerindeki o genişliğe daima hayran kaldım...

Bir süredir, hepimizin geleceği olan, ruhumuzu, benliğimizi, bedenimizi ele geçirecek yaşlanmayla nasıl bir derinlik kazanacağımızı ya da görüş alanımızın nasıl genişleyeceğini anlamak için yaşlanmayı konu alan film, belgesel, haber ne varsa izliyor ya da okuyorum.Sorun şu ki; ön yargılarla beslenmiş yaş ayrımcılığı, dünyanın her yerinde ve daha çok ekonomik, kültürel ya da sosyal yaşam standartları ölçüsünde kendisini hissettiriyor. İnsan yaş alarak derinleşse de yaşa dair yaratılan algı hep bozuk. Üstelik insanı sadece yaşından dolayı yük sayan, dışlayan, işe yaramaz kılan, ayrımcı, alaycı, aşağılama içeren bir bozulma bu!

Bugün teknolojiyle iç içe yaşayan bazı gazetecilerin sosyal medyada yer alan söyleşilerinde bu ön yargılı ayrımcı ifadeleri görmek mümkün. Başkalarının hak ihlallerine karşı çıkan, eşitlikçi demokrat kimlikleriyle kamuoyunda tanınsalar da kendi kişisel tarihinde yaş ayrımcılığı yapan çok sayıda gazeteci var.

Bir dönem geleneksel medyada birlikte çalıştıkları yöneticilerinden söz ederken “yaşlı bunak”, “çağın gerisinde kalmış” “yaşına başına bakmadan” gibi ifadeler kullanıyorlar. Oysa bu yaşla değil, tamamen hayata bakış biçimi ve düşünce yapısıyla ilgilidir. Ve en önemlisi de medyanın benzer bir algıyı mevcut siyasetin her defasında yeniden ürettiğinin bilincinde olmaması mümkün mü?

Bir gazetecinin çalışma arkadaşlarını “yaşlı bunaklar” olarak tanımlamasının, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nün 65 yaş üstü tiyatro sanatçılarını “zorla” emekli etme girişiminden ne farkı var? İkisi de insanı yaşından dolayı yok sayan, yetersiz bulan ya da yük gibi gören ön yargılarla beslenmiş bir zihniyetin ürünü değil mi?

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
AİHM ve mülteciler 03 Temmuz 2022 | 105 Okunma Hiç şaşırmadım! 26 Haziran 2022 | 154 Okunma Neydi ne oldu! 19 Haziran 2022 | 67 Okunma Medya varsa ilkeleriyle var! 12 Haziran 2022 | 103 Okunma Eşitlik hiç olmadı ki! 05 Haziran 2022 | 135 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar