ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Medyada “kurumsal ırkçılığın” davası

Bir gazeteci için, bir davadan çıkan karar yığınla soruyu arkasında bırakıyorsa o dava bitmemiş demektir .

Belma Akçura
Belma Akçura Milliyet Gazetesi
15 Temmuz 2018 | 37

Bir gazeteci için, bir davadan çıkan karar yığınla soruyu arkasında bırakıyorsa o dava bitmemiş demektir. Almanya’daki “NSU davası” böyle bir dava.

Beş yıldır dünya medyasının gündeminde olan dava karara bağlandı: 8’i Türkiyeli 10 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Neo-Nazi terör örgütü (NSU) üyesi Beate Zschaepe’ye ömür boyu hapis cezası vererek… Oysa dava dosyası bu kadar basit değil. Dosya; Neo-Nazi terör örgütünün 2000 ile 2007 yılları arasında işlediği 10 cinayet, 24 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan üç bombalı saldırı ve 15 banka soygununu kapsıyor. Buna karşın çıkan “göstermelik” karar, demokrasinin beşiği olarak tanımlanan ülkelerde ırkçılıkla beslenen yabancı düşmanlığının geldiği nokta açısından da oldukça düşündürücü.

Davanın arkasındaki o derin yapı aydınlatılmadı, gerçek sorumlular yok sayıldı; neo-Nazilerin işlediği onlarca cinayette polisin ihmal kasıt ve görevi kötüye kullanıp kullanmadığı sorgulanmadı. Mahkeme davanın gidişatını değiştirecek belgelerin, dosyaların, delillerin yok olmasından istihbaratın sorumlu olduğu yönündeki iddiaları bile yok saydı. Öyle ki; bir ara katil diye mağdurlar sorgulandı. Türkiye medyası duruşmalara alınmadı. Bu şu demektir: Benzer ırkçı eylemlerin, nefret suçlarının ya da yabancı düşmanlığının önü açılmıştır. Çünkü artık biliyoruz ki; bir davanın gerçek anlamda soruşturulmaması, bu tür örgütsel yapılanmalar içerisinde yer alan ya da onlara sempati duyanları her zaman cesaretlendirmiş, şiddet eylemlerini sürdürmelerine neden olmuştur. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER