ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Düdük

Bekir Hazar
Bekir Hazar Takvim Gazetesi
18 Ekim 2018 | 5.4 K
MEHDİ Ben Berka... O bir Faslı devrimci siyasetçi. Milliyetçi İstiklal Partisi'nde başlayan siyaset hayatı, solcu Halk Kuvvetleri Ulusal Birliği'ni kurması ile zirveye çıktı. Artık o geleceğin başkan adayıydı. Kral Hasan'a suikast girişimi iddiasıyla idama mahkum olunca soluğu Paris'te aldı. 29 Ekim 1965'te tıpkı gazeteci Cemal Kaşıkçı gibi Paris'te ortadan kayboldu. Onu birileri kaçırmış ve öldürmüştü. Bu cinayet Fransa'da iktidarda olan ve İsrail'e posta koyan Charles de Gaulle hükümetini sarsmış, ülkede kriz yaşanmıştı. Üstelik Fas ile de dört yıl boyunca diplomatik ilişkiler tamamen kesilmişti. Faslı bir muhalif Paris'te öldürülüyor, bundan en çok Fransa zarar görüyordu. Cemal Kaşıkçı cinayetini planlayanların İstanbul'u seçmesi de boşuna değildi. Hedef Fransa örneğinde olduğu gibi Türkiye'nin suçlanması, Suudi Arabistan ile Ankara arasındaki ilişkilerin tamamen koparılması ve Kral Selman ile oğlu Prens Selman'ın tamamen İsrail'in kucağına oturtulmasıydı. Planı yapan Prens Selman gibi gözükse de ona gazı veren ve "Bu olayda arkandayız" diyen Trump'ın Yahudi damadı Kushner'di.
Prens Selman ile Trump'ın damadı kanka, can-ciğer kuzu sarmasıydı. Suudileri İsrail'e yanaştıran da Kushner'di. Trump'ın Dışişleri Bakanı Pompeo'yu apar topar S.Arabistan'a göndermesi, "Bir grup serseri bu olaya neden olmuş" diyerek Kraliyet ailesini koruma çabaları, işin damadı ve İsrail'e kadar uzanacak olmasından kaynaklanıyor. Bu korkuyu derinden yaşıyorlar. Çünkü Cemal Kaşıkçı vakası, Prens-damat projesi kapsamında aynı zamanda da bir MOSSAD operasyonuydu.
İçinizden bazıları ne alaka diyebilir... Faslı siyasetçi Mehdi Ben Berka cinayeti Fas- Fransa arasında tüm köprüleri havaya uçurmuş olmasına karşın bu olay da bir MOSSAD operasyonuydu. Bunu ben söylemiyorum. İsrail'in Maariv gazetesi güvenlik analisti Yossi Melman sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Kaşıkçı olayına İsrail istihbarat servisi MOSSAD'ın da karışmış olabileceğini ima ederek, "Umarım ki dolaylı olarak bile MOSSAD'ın Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında parmağı yoktur" diyor ve bombayı patlatıyordu...
Melman, MOSSAD'ın Kaşıkçı olayına karışmasına delil olarak Paris'te kaybolan Faslı muhalif lider Mehdi Ben Berka'nın "Kaybedilmesine" yardım etmesini örnek gösteriyordu. Yani Fransa'ya zarar veren Mehdi Ben Merka cinayetinde MOSSAD'ın perde arkasında iş bitirdiğini yıllar sonra itiraf ediyordu. İsrail'in Haaretz gazetesi "Kaşıkçı öldürüldü. Türkiye neden Suudi Arabistan'la hızlıca ilişkisini kesmiyor" çağrısı yapıyordu.
Allah Allah... "Bak sen" idi durumlar...
Biz ilişkileri keseceğiz, bölgede S.Arabistan Tel-Aviv'in kucağına daha daha oturacaktı.
Oh oh ne ala bir çağrıydı bu! Türkiye'ye "İlişkileri kopar" çağrısı yapan İsrail hükümetinden Suudi Arabistan'a da "Biz Kaşıkçı olayında Türkiye'nin açıklamalarına değil, tamamen sizin sözlerinize inanıyoruz. Arkanızdayız" mesajı veriliyordu. Mesaj bizzat MOSSAD tarafından Suudi Arabistan'ın Londra merkezli yayın yapan İlaf gazetesine verilen açıklama ile iletiliyordu. Tam bir fırsatçı-fitneci kafasıydı bu... Kaşıkçı vakası en çok İsrail'in işine yarıyordu.
Zira Amerikan kongresindeki Yahudi veya İsrail yanlısı senatörler de boşuna ayağa kalkmamıştı. "Suudi Arabistan'a yaptırım uygulansın, silah satışları durdurulsun" diye bağırarak... Suudlar silahı Amerika'dan alamazsa ne olacaktı..?
Tabii ki şu günlerde kanka oldukları Tel- Aviv'e koşacaklar, tüm orduyu İsrail silahları ile donatacaklardı. Yemen'de savaşa girdikleri İran'ı da İsrail silahları ve uçak donanımları ile vuracaklardı. Geçmişte Türk ordusunun silah modernizasyonunu tamamen eline alan İsrail, aynını Suudi Arabistan'da da gerçekleştirmek istiyordu.
Hal böyle olunca el attıkları uçakların radarları sadece ve sadece İsrail'e dönünce kilitleniyor, uçak düşüyordu. Ve dahası, İsrail'in kucağına tamamen oturtulacak Suudi Arabistan trilyonlarca dolar değerindeki petrol şirketi ARAMCO'yu satışa çıkardığında patron, İsrail'i kuran zengin aileler olacaktı. Cemal Kaşıkçı operasyonunda Prens Selman ve adamları zavallı birer düdüktür. Ortada trilyonlarca dolarlık bir oyun ve düğmeyi elinde tutan PARANIN FİRAVUNLARI vardır. Parayı veren düdüğü çalar dönemi bitmiştir. Artık Yeni dünya düzeninde sistem "PARAYI VEREN DÜDÜK OLUR" şeklindedir. Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER