Mide bulandıran öykü

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Barış Pehlivan'ın bugünkü (30.11.2022)''Mide bulandıran öykü'' başlıklı yazısı.

Ankara’ya gidemedim, televizyonu açtım. Altılı masanın anayasa önerisini anlattığı toplantıyı izliyordum. Telefonum çaldı. Hep denk geliyor şu sıralar, ekranda “hukuk devleti” yazarken kulağıma bir çökme hikâyesi anlatıldı. Bir uyuşturucu kaçakçısı, bir eski istihbaratçı ve bir yüksek yargı mensubu bir gün...

Maalesef fıkra değildi. 

Telefonla konuştuktan sonra beklediğim belge geldi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kısa süre önce verdiği bir karardı. “Bu insanlar terör örgütü üyesi değil” diyordu. Anlatacağım ama anlaşılması için filmi biraz geriye sarmam lazımdı... 

Kaynağım 25 Kasım 2019 tarihinde yazılmış bir suç duyurusu. Şikâyetçi A.K. adlı bir iş kadınıydı. Savcılığa iletilen iddia özetle şuydu: A.K. ekonomik sıkıntılar yaşadığı bir dönemde N.K. adlı biriyle tanıştı. Ondan farklı tarihlerde toplamda 2 milyon 942 bin 310 lira borç aldı. Lakin güvendiği ve para ilişkisine girdiği N.K’nin, zamanında uyuşturucu ticareti yapmaktan hüküm giymiş ünlü bir suçlu olduğunu bilmiyordu. Gün geldi, A.K. “Ben sana borç falan vermedim, şirketinin hissesini istiyorum” sözünü duydu. 

Ne ilginçtir ki N.K. gibi birinin yakın dostları arasında Yargıtay üyesi Ö.F.A. ve eski bir istihbaratçı da vardı. Ve daha da acıdır ki uyuşturucu hükümlüsü ile dostluk kuran o yüksek yargı mensubu Uyuşturucu Maddelerle Mücadele Üst Kurulu’nun da üyelerindendi.  

Uyuşturucu hükümlüsü N.K. bir gün “Sana yolladığım paranın 200 bin dolarını Ö.F.A’ya vermen lazım. O gün bu miktarı ondan aldım” dedi iş kadını A.K’ye. 

Suç duyurusunda okuduğum bu iddialar her satırında daha da korkutucu hale geliyordu. 

Öyle ki yüksek yargı üyesi Ö.F.A’nın davetiyle eski istihbaratçının evinde tüm taraflar dahi buluştu. Hatta Ö.F.A. “Bir devir sözleşmesi yapalım ama eski istihbaratçı adına olsun. Şimdilik böyle yazalım, kurtul. Yoksa seni N.K’nin elinden kurtaramayız” diyordu. Yetmiyor, aynı yargı mensubu taraflar arası sözleşmeyi de kendi el yazısıyla kaleme alıyordu. 

İş kadını A.K. çok korkuyordu. Belki de bundandır ki ne söylendiyse yapmaya başladı. Gün geldi, Yargıtay üyesi Ö.F.A. kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü 200 bin doların yanı sıra, 500 bin Türk Lirası da “kâr payı” istiyordu. Ne kadar itiraz etse de iş kadını bu “kâr” parasını ödemeye karar verdi. Paralar 2 Ekim 2019 tarihinde Yargıtay binasında siyah çanta içinde verildi, Ö.F.A. da “Herhangi bir alacağım kalmamıştır” yazan bir kâğıdı imzaladı. 

İş artık çekilemez raddeye gelince de İzmirli iş kadını avukatı S.Ö. aracılığıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapısını tuttu. Aralarında uyuşturucu kaçakçısı, Yargıtay üyesi, eski istihbaratçının da olduğu şüpheliler hakkında şikâyette bulundu. Tüm bu isimler “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “irtikap”, “görevi kötüye kullanmak”, “tehdit”, “tefecilik”, “nitelikli dolandırıcılık” gibi ağır iddialarla suçlanıyordu. 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Onun yaptığını Çorumlu yapmaz! 03 Şubat 2023 | 3.636 Okunma Çataklı itirafını görmezden geldiler 01 Şubat 2023 | 821 Okunma Kadınlığı sömüren AKP’li 27 Ocak 2023 | 830 Okunma Seval Türkeş: ‘MHP’de karanlık eller var’ 25 Ocak 2023 | 1.868 Okunma İBB’deki iltisaklı müfettiş 20 Ocak 2023 | 750 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar