Ortancamızı kaybettik

İnsan şu iki adım üstünde doğrultuyor omurgasını. Onurunu…Bir; kendi ayaklarının üstünde durabiliyor mu? İki; kendi kalbinin üstünde durabiliyor mu?İlki geçim dünyasını, işi...

İnsan şu iki adım üstünde doğrultuyor omurgasını. Onurunu…

Bir; kendi ayaklarının üstünde durabiliyor mu?
İki; kendi kalbinin üstünde durabiliyor mu?

İlki geçim dünyasını, işi gücü, parayı pulu, çay-çorba, eşya-urbayı yani yaşamak için gereken ihtiyaçları güzelce temin edebilmeye karşılık gelirken, ikincisi kalbin dik durabileceği bir imanı, ilkeli yaşamayı ve onun kuşatıcılığı altında dinginleşen her tür sevgiyle soluklanmayı akla getiriyor.

Fakat ikisinden birine indirgenmemeli hayat yürüyüşü. Akıllı bir kalbi olan herkes bu tek yanlı, indirgemeci, aksak anlayıştan sıyrılır. Ayağa kalkar sağlıklı olan herkes. Ve bu iki adımı atar.

Nedense insanlar bu iki adımdan yalnızca birini atıyor ve diğerinden kendini muaf tutuyor. Eksiltiyor varlığını. Tek ayak üstünde zıplayarak yaşamayı tercih ediyor. Bu zıplaklık ve sıçrama insan türüne yakışmıyor. Bu yürüyüş değil. İlerleme değil. Bir zıplama, iki zıplama. Üçüncüsü felaket!

Bakıyorsunuz işi, gücü, mevkisi, kariyeri, kazancı almış başını yürümüş. Başında alkışlar esiyor. Fakat ruhsuzun, vicdansızın teki. Kalbi hiçbir yüce amaç için çarpmıyor. Adeta göğsünde mekanik bir geri dönüşüm kutusu taşıyor. Ne Var Eden’ine karşı bir borçluluk duygusu var. Ne yakın uzak çevresine karşı insani vazifelerine dikkat ediyor. İşinde elde ettiği başarıyı kazandığı miktar üzerinden ölçüp değerlendiriyor. Hayatını tomarlıyor. Hayatını sayıyor. Saklıyor. Yatırıyor. Veya başarısını, parası ve çok işlevli kartlarını kalbinin, ruhunun sorumluluklarının tümünden sıyırabilmek için kefaret olarak öne sürüyor. Muhataplarını susturucu etkisi olan kartları var. Ömrünü oynuyor. Ne sevdalandığı, sayıp sevdiği bir eş, ne aile ilişkileri, çoluk, çocuk muhabbetine rastlanmıyor. Şahsiyetini temsilen farklı ihtiyaç ve lüks noktalarına, mızmızlıklara para veya kart bırakıyor. Böylelikle diğer konularda dilediği kadar ilkesiz, ahlaksız davranabilir. Çünkü ahlaksızlığını kendi vicdanından ve çevre baskısından özgürleştirecek, satın alacak kadar zengin. Eğer sorgulanmaya, tartışılmaya kalkışılırsa ederini, tutarını ödeyebilir. Bir tıkla hem de…

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kitap okumak bizi bozar 28 Ağustos 2018 | 4.664 Okunma Senin şarkın ne? Veya türkün? 21 Ağustos 2018 | 3.451 Okunma Vicdan 14 Ağustos 2018 | 3.459 Okunma Yaz ve yazmak 07 Ağustos 2018 | 2.099 Okunma Biraz küselim 31 Temmuz 2018 | 2.104 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar