21. yüzyılda nasıl bir siyaset

Eklektik siyaset felsefeleri, arka ve ara sokaklardaki yansımaları dikkate almayan ya da popülizme teslim olan politikalar bizi 21. yüzyılda ne kadar sağlam tutar bilmiyorum. Değişimi öncelikle kendimizde görerek işe başlamakta fayda var.

Büyük olaylar elbette ardında küçük hayatlarda birçok iz bırakır. Arka sokaklar bu izlerin birikimiyle oluşur. Romanların, filmlerin, hikâyelerin, yer yer kurgusal da olsa gerçek hayat şovlarının aktardığı bu arka ve ara sokaklar, ülkelerin tüm hikâyesinin tortularını önümüze taşıyor. Bunları zihnimizden atmak mümkün değil.

Bu “ara” ya da “arka sokaklara” bîgâne kalınabilir mi? Onları görmeden ülkeler, toplumlar analiz edilebilir mi? Türkiye’yi dolaşırken de İslâm dünyasında kadın belgeselleri yaparken de en çok dikkatimi çeken bu olmuştu. Harran ovası ile Rize’nin dağları arasında bile tek bir benzerlik yoktu. Ülkelerin başkentlerinde yaşayan, bilinen seçkinler ile arka sokaklarda yaşayanlar uçtan uca farklıydı. Birinde sessiz yığınlar kitleler vardı, diğerinde sesi daha çok çıkanlar. Sınıf ayrımlarının doğal oluşum mekanizmalarına bakarak, daha aşağıdaki sınıfların kadın gerçeği ile üst sınıflar arasındaki farkın ortalamasını almak ne kadar mümkündü? Bu soruyu önemli buluyorum. Çünkü ülke hikayeleri buradan çıkıyor. Türkiye’nin hikâyesinin yazılamamasının sebebi de böyle bir yelpazenin açılamamasından kaynaklanıyor. 

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Siyaset felsefesinde kriz… 24 Ekim 2020 | 105 Okunma 21. yüzyılda nasıl bir siyaset 17 Ekim 2020 | 228 Okunma Torosyan’ın Acayip Hikâyesi 10 Ekim 2020 | 546 Okunma Amerika’nın kültürel kodları 03 Ekim 2020 | 123 Okunma Cumhuriyet’in en uzun 10 yılından kalanlar… 26 Eylül 2020 | 245 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar