Tansu Özkök’ün en çok okuduğu yazar kim?

Cevabı yazımın başında vereceğim, hiç öyle lafı dolandırıp sizi yormayacağım. Tansu Hanım’ın en çok okuduğu yazar benim. Yayımlanmış bütün yazılarımı okuduğu...

Cevabı yazımın başında vereceğim, hiç öyle lafı dolandırıp sizi yormayacağım. Tansu Hanım’ın en çok okuduğu yazar benim. Yayımlanmış bütün yazılarımı okuduğu gibi yayımlanmamışları da okumuştur. Hatta köşe yazılarını okumaya benden başlar (buna Ertuğrul Bey de dâhil). Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun derseniz yazılarımın linkini geceden veya sabah namazında atarım. Tansu Hanım erken kalkan biri, hâliyle önce telefonuna gelen yazıyı okuyacak. Okur ve uygun emojisini koyar, artık benden sonra kimi okur bilemem :)
Tansu Hanım’la iki yıldır tanışıyoruz. Seviyeli ve ileriyi yönelik bir arkadaşlık ilişkimiz var.  Aramızdaki yaş, yaşam tarzı, siyasi görüş farkına rağmen iyi anlaşıyoruz.  Her ilişkide olduğu gibi bizim de ilişkimizde kırmızı çizgilerimiz var tabii ki… 

Her konuda anlaşmak zorunda da değiliz fakat anlaşmakla hak vermek arasındaki dengeyi her zaman korumaya çalışıyoruz.

Henüz kendisine söylemedim ama aramızda yaş farkına rağmen yakında kendisine “Tansu” diye hitap etmeyi düşünüyorum. “Hanım” çok resmileştiriyor; abla vs. etiketi de yakıştıramıyorum. Sanırım asi ve genç ruhlu olması böyle düşünmeme neden oluyor, gerçi sorun yapacağını da düşünmüyorum.

Biliyorsunuz ben insanları tanımayı severim. Ertuğrul Bey’i tanıdıktan sonra gerek söyleşilerinden gerek sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı Tansu Hanım’ı merak ettim. Ertuğrul Bey, Engelliler Sarayı’na geldiğinde engelli bir arkadaşımızın yaptığı tabloyu satın almıştı. Tabloyu kendisine göndereceğimiz zaman, “Tansu Hanım’a da engelli çocukların yaptıkları takılardan göndereyim.” diye düşündüm.

Sosyal medyadaki bazı paylaşımlarını ve takipçilerinin yorumları beni biraz ürkütüyor ama merakım ve girişimci ruhum beni rahat bırakmıyor.


Solumdaki melek, “Ayşe, bak bu Tansu Hanım; Ertuğrul Bey’e benzemiyor seni sevmeme ihtimali yüksek, üzülme sonra. ” derken sağımdaki melek “Ayşe, sevmese ne kaybedersin? Biraz üzülürsün. Sanki hiç mi üzülmedin hayatında?” diyor. Bu arada Ertuğrul Bey’e eşinize bir şeyler göndermek istiyorum filan diye de hiç bahsetmiyorum ama.

Nihayetinde karar veriyorum ve Engelliler Sarayı’ndaki çocukların yaptıkları takılardan birkaç tane gönderiyorum. Kendimi de her türlü cevaba hazırlamışım bu arada. Ya kendini mecbur hissedip resmi bir teşekkür edecek ya da “Ne alaka bu kız bana hediye gönderiyor?” deyip yokmuş gibi davranacak.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hatice Cengiz Suudi Arabistan’a gitmeye cesaret edebilir mi? 05 Kasım 2018 | 7.563 Okunma Çağla Şikel ve Arda Turan’la ilgili önerim… 13 Ekim 2018 | 3.888 Okunma İrem Derici yalnız değil… 09 Ekim 2018 | 3.216 Okunma Engellilikte cinsel eğitim ve mahremiyet 04 Ekim 2018 | 4.130 Okunma Gündeş Zarrab 27 Eylül 2018 | 5.368 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar