ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Sizi unutmayacağım Engin Bey!

Ayşe Arman
Ayşe Arman Hürriyet Gazetesi
22 Şubat 2018 | 4.6 K

TUHAF bir şey ölüm.

Hem hiç şaşırmıyorum.

Sanki DNA’mıza kazılı, “Sen ölümlüsün!”, tüm hücrelerimle biliyorum.

Hem de çok şaşırıyorum.

Sanki biz ölümsüzmüşüz de, birileri ölünce, “Allah Allah” diyorum, “Nasıl ölür?” diyorum. Bana öyle geliyor ki, kendi ölümüme de inanamayacağım: “Nasıl yani? Şimdi mi? Ölüm, bu mu? Ben gerçekten gidiyor muyum?”

Ama kazık çakacak halimiz yok.

Gidiyoruz bir yere.

Engin Bey de gitti işte.

Haliyle insan merak ediyor: O kim bilir neler hissetti? Zihin ne kadar yerinde oluyor? Neleri algılıyor? Korku ne durumda oluyor? Gideceği yerden korkmayan var mıdır? Buram buram yalnızlık hissetmeyen var mıdır? Nereye kadar neyi hissediyorsun?

İkili intiharlar da bana hüzün veriyor, birlikte gitmeye karar veriyorsun, bir noktada ayrılıyorsun. Ne kadar birbirini seversen sev, geceleri sarıl, hatta kaşık gibi sarıl, uyurken de ayrılıyor musun?

Yoksa her gece, uykuda ölüyor muyuz? Ya da ölüm, doğumdan önceki yer mi?

Zor sorular.

Bir de o kadar hızlı ki artık hayatımız, ölümü bile düşünmeye vaktimiz yok!

Her yere geç kalıyorum ben, 780 bin işi aynı anda halletmekten; ben, benim cenazeme geç kalanları da anlayışla karşılarım.

Öyle bir dünya artık.

Ölüm, gelmeli mi her gün aklımıza?

Kaç kere geliyor peki?

İşim var ölemem, çok meşgulüm ölemem, iş yetiştiriyorum ölemem!

Ateist bir akrabam vardı, inanılmaz çok severdim, “Ölünce tabii ki yok olacağız, toprak olacağız toprak!” derdi muzip bir şekilde, “Ama fena mı güzel bir ağacı besleyeceğiz!”. Onun ölümle yüzleşmesi de böyleydi. Ama...

Devamını Oku