ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Almanya için oynuyorum Türkiye’yi kalbimde taşıyorum

‘Futbolun Büyüsü’ adlı kitabında hayat hikâyesini anlatan Arsenal’li ünlü futbolcu, Mesut Özil; “Kendimi bildim bileli bana ne olduğum soruldu .

Ayşe Arman
Ayşe Arman Hürriyet Gazetesi
18 Şubat 2018 | 3.5 K

‘Futbolun Büyüsü’ adlı kitabında hayat hikâyesini anlatan Arsenal’li ünlü futbolcu, Mesut Özil; “Kendimi bildim bileli bana ne olduğum soruldu. Ben sadece o ya da bu değilim. Ben ikisiyim. Evde Türk kültürüyle büyüdük. Dışarıda, okulda, futboldaysa Alman kültürüyle. Böyle olunca ortaya benim gibi bir adam çıkıyor. Alman Milli Takımı’ndaki ilk maçımdan önce hakaretler yüzünden internet sayfamı kapatmak zorunda kaldım. Oysa Almanya’yı seçme kararım, Türkiye’ye karşı alınmış bir karar değildi.”

Bırakamadım elimden...
Futbol kitabı değil, hayat kitabı. Türk mü Alman mı olduğunu sürekli tartıştığımız, Alman Milli Takımı’nı seçtiği için meseleyi ‘kişisel’ algıladığımız, hatta kimilerinin sırf bu yüzden gönül koyduğu efsane oyuncu Mesut Özil, kendi macerasını anlatan çok sıkı bir kitap yazmış. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Adı ‘Futbolun Büyüsü’.
Biz, starların kendi öykülerini bu kadar şeffaf yazmalarına alışık değiliz.
O bozulur, bu bozulur. Ama Mesut Özil öyle yapmamış, meseleyi “dan” diye Alman direktliğiyle ortaya koymuş.
Yaşadığı tüm zorlukları, yoklukları anlatmış. Çok çok komplekssiz yazmış. Ağzın açık okuyorsun.
Özil, Almanya’da beş defa yılın futbolcusu seçildi. 20 yaşındayken milli takımda oynamaya başladı. Dünyanın en iyi futbolcuları ve teknik adamlarıyla çalıştı. José Mourinho ile çalıştı, daha ne olsun! Real Madrid’de oynadı. Sayısız şampiyonluk kazandı. 2013’te rekor bir transferle Arsenal’e geçti. Aldığı para (42.5 milyon Euro) çenemizi yordu!
2014’te Alman Milli Takımı’yla Dünya Kupası’nı kaldırdı. Ve hâlâ dünyanın en önemli futbolcularından biri.


 Hayatın boyunca “Türk müsün Alman mısın? Ne kadar Türksün, ne kadar Almansın?” diye sorulmuş ya sana... Baygınlık geçiriyor musun?
- Yok, alıştım! Ama evet, kendimi bildim bileli bana ne olduğum soruldu: “Kendini daha çok Türk gibi mi hissediyorsun yoksa Alman gibi mi? Hangi tarafın özellikleri daha ağır basıyor?”

◊ Sen ne dedin?

- Öylece suratlarına baktım. Bu toptancı anlayışı sevmiyorum. Ben sadece o ya da bu değilim, öyle ya da böyle değilim. Ben ikisiyim. Ben hepsiyim.

◊ Peki adın Mesut değil de Matthias olsaydı, futbol hayatın küçükken Almanya’da daha mı kolay olurdu?

- Belki de... Bunu zaman zaman ben de düşündüm. 10-12 yaşlarındayken genç takımların seçmelerine katılıyordum. Topu, slalom çubuklarının arasında uçarcasına sürüyordum. Attığım şutlar, kalecinin kulaklarını sıyırıyordu. Ama buna rağmen, genç takımına seçilenler arasında hiç yer almadım. Benden iyi olmamalarına rağmen ismi hep Matthias, Markus ya da Michael olan çocuklar seçiliyormuş gibi geliyordu bana. Ama önemli olan şimdi olduğum yer. Zoru başarmak daha güzel.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER