ÇOK OKUNAN YAZARLAR

FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?

FETÖ ile mücadelemiz en kararlı şekilde ve hız kesmeden sürüyor .

Aydın Ünal
Aydın Ünal Yeni Şafak Gazetesi
22 Şubat 2018 | 7.1 K

FETÖ ile mücadelemiz en kararlı şekilde ve hız kesmeden sürüyor. Mücadelede karşılaştığımız çok sayıda zorluk var. Bu zorluklardan biri, belki de en önemlisi, “Fetullahçılık” akımının görmezden geliniyor, hatta farkedilemiyor olması.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile “Fetullahçılık” birbirinden ayrı kavramlar. Bunu, örneğin, komünizm ile DHKP-C terör örgütü arasındaki ilişkiye benzetebiliriz. Komünizm, bir ideoloji, bir duruş şekli, insanlığın sorularına ve sorunlarına verilmiş (elbette yanlış) cevaplar manzumesi. DHKP-C ise, komünizm ideolojisini benimsediğini ve bu uğurda mücadele ettiğini iddia eden dünyadaki binlerce komünist örgütten biri.

Benzer şekilde Fetullahçılık bir akım, FETÖ ise o akımın doğurduğu bir terör örgütü.

Komünizm gibi, öyle ya da böyle dünya tarihini ve milyonlarca insanı etkilemiş, iflas etmiş olsa da arkasında tarihin en büyük yıkımını bırakmış bir ideolojiye benzeterek Fetullahçılık’a paye veriyor değilim. Aslında sorun sadece isimlendirme sorunu. Fetullahçılık; Haşhaşilik, Batınilik, İsmailiyye, Melahide, Zındıklık, Talimiyye gibi İslam dünyasındaki sapık akımların ya da Opus-Dei, Tapınak Şövalyeleri gibi Hristiyani akımların günümüzdeki tezahürü. Yani, bugün için Fetullahçılık olarak isimlendirdiğimiz akımın kökleri bin yıl öncesine gidiyor. Fetullah Gülen, bu sapık akımın kurucusu, mucidi değil; olsa olsa bu sapıklığı yeniden dirilten, ona modern bir çehre kavuşturan örgüt elebaşı.

FETÖ ile mücadele ederken, FETÖ’yü doğuran bu eski ve tehlikeli akımla da mutlaka mücadele etmek gerekiyor. Neden mi? Çünkü bütün dil ve tavırlarıyla Fetullahçı olanların FETÖ ile mücadeleye kalkıştığını görüyoruz. FETÖ ile mücadeledeki işte en büyük zorluğumuz da mücadeleyi zehirleyen Fetullahçılar.

Fetullahçılık akımının tarihi kökleri ve mahiyeti daha çok akademinin konusu. Geçmişte FETÖ baskısıyla bu alanda çalışmalar yapılamıyordu. 15 Temmuz’dan sonra ise az da olsa güzel makaleler yayınlanmaya başladı. Bu yazı için de istifade ettiğim Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün çalışmaları özellikle dikkat çekici. Ancak daha çok çalışmaya ihtiyacımız var.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER