Aydın Engin
Aydın Engin Cumhuriyet

Fısıltıyla ‘Hayır’ denmez

05 Ocak 2017 | 572

Nisanda anayasa referandumu var(mış). Ben bilmem, cumhurumun başkanı ve onun sözcüleri, (affedersiniz) gazetecileri bilir. Onlar söyledi. “Değişiklik teklifini hayırlısı ile birkaç hafta içinde Meclis’ten geçiririz. İlkbaharda da referanduma götürürüz. Milletimiz ne derse o olur” buyurdular. 
Takvimleri işliyor. Önümüzdeki pazartesi değişiklik teklifi Meclis gündeminde olacak. AKP milletvekillerini iki tur boyunca “Kalk yerinden oy kabinine git, gizlioyunu zarfa koy, gel sandığın başına, gizli oyunu içine at. Git yerine otur. Haydi bir tur daha. Kalk yerinden, oy kabinine git, gizli oyunu zarfa koy, gel sandığın başına, gizli oyunu içine at” gibi zorlu, zahmetli günler bekliyor. 
(Bu arada yukarıdaki paragrafta geçen “gizli” sözcüğünü her okuduğunuzda hepinizin suratında hınzır bir gülümseme belirdiğini görmedim sanmayın.) 
AKP milletvekillerinin ve onların stepnesi MHP’lilerin çoğunun bu sınavdan yüzlerinin akı(!) ile çıkacaklarına benim kuşkum yok. Sanırım sizin de yoktur. 
Sonra sıra referanduma gelecek... 
“Gelsin, bakalım” deyip geçmeyin, yüreğinizi soğutmayın. Büyük, çok büyük olasılıkla referanduma OHAL koşullarında gidilecek. Yani özgürlüklerin, mesela gösteri ve yürüyüş özgürlüğünün, mesela düşünce ve düşünceleri özgürce açıklama özgürlüğünün, mesela referandumda hangi oyun kullanılmasına ilişkin kişisel ya da örgütsel önerilerinizin mümkün olduğunca geniş kitlelere anlatılmasını sağlayacak miting, toplantı, basın açıklaması gibi özgürlüklerin sivil kılıfın içine saklanmış sıkıyönetim koşullarında kullanılacağı, yani kullanılamayacağı bir referandumdan söz ediyorum. 
OHAL ile sıkıyönetimin farkı özgürlüklerimizin bir generalin iki dudağı arasına değil, bir kaymakamın, bir valinin, bir içişleri bakanının (düşünün Süleyman Soylu gibi bir İçişleri Bakanı’nın) iki dudağı arasına sıkışmış olmalarından ibaret... 

Devamını Oku