Tanıdık hikâyeler, yaşayan karakterler

Bir film izlerken az çok kendi dünyasıyla bağ kurmak her seyircinin hoşuna gider diye düşünüyorum. Hani perdede bire bir benim dertlerim olmak zorunda değil de, arada birisi de bir yerinden tutsa fena mı olur? Yana yakıla iyi...

Bir film izlerken az çok kendi dünyasıyla bağ kurmak her seyircinin hoşuna gider diye düşünüyorum. Hani perdede bire bir benim dertlerim olmak zorunda değil de, arada birisi de bir yerinden tutsa fena mı olur? Yana yakıla iyi yazılmış kadın karakter görmek neden bu kadar zor sinemamızda diye söylenmemizin sebebi de biraz bu. Ya hiç yoklar ya da erkeğin hayatının bir kenar süsü ya da başındaki büyük belanın (misal yaratamamak) müsebbibi olarak boy gösteriyorlar. Kendilerine ait doğurmak-doğurmamak dışında bir meseleleri yok, ya menopoz ya kısırlık ya kürtaj olmadı postpartum depresyonla uğraşıyorlar. Hani böyle olacaksa hiç olmasın dediğin...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Ortak yapım projesine sevinmek 29 Ekim 2020 | 23 Okunma Hava kirliliğinde kontrolsüz normalleşme 26 Ekim 2020 | 80 Okunma Kadın katilleri hep pişman, hep mağdur 22 Ekim 2020 | 372 Okunma İstanbul Tiyatro Festivali’ni beklerken 19 Ekim 2020 | 34 Okunma Bir şeyler değişiyor 15 Ekim 2020 | 100 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar