“Korku filmi değil Kabil’in gerçekliği”

Bir dizi olarak izlemek kolaydı. Heyecanlı bir maceraydı izlediğimiz, evet moral bozucuydu biraz ama kahramanımız pek çok zorluğun üstesinden gelmeyi başaran bir kadındı. Zaman zaman “Yok artık canım” dedirtecek...

Bir dizi olarak izlemek kolaydı. Heyecanlı bir maceraydı izlediğimiz, evet moral bozucuydu biraz ama kahramanımız pek çok zorluğun üstesinden gelmeyi başaran bir kadındı. Zaman zaman “Yok artık canım” dedirtecek şeyler oluyordu. Bir ülke böyle bütün dünyanın gözünün önünde değişecek, toplumun yarısı köle sayılacak, kadınların sahip oldukları ne var ne yoksa ellerinden alacak, o güne kadar biriktirdiği parası, çalışıp çabalayıp inşa ettiği kariyeri, işi gücü, diploması, hatta doğurduğu çocukları, bütün hayatı avucundan kayıp gidecek ve bütün dünya da bunu izleyecek. İtiraz edenin uyarı olarak parmağı kesilecek, gözü çıkarılacak, hatasından dönmezse duvardan sallandırılacak. Hani çok distopya gördük ama bu kadarı ancak filmlerde olur, en azından bu saatten sonra. Bravo Margaret Atwood’a, nasıl da başarıyla kurgulamış.Taliban Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçirdiğinden beri “The Handmaid’s Tale”de “neticede film” diye izlediğimiz ne varsa bir bir gerçek olmaya başladı. Afganistan’ın kendini yetiştirmiş, sanata, bilime, iş hayatına adamış özgür kadınları seslerini dünyaya duyurmaya çalışıyorlar. Çoğumuz sinemacı Sahraa Karimi’nin gözünden izledik insanların ülkeden kaçma...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İki uçtan açılınca cereyan yapan kurum 28 Ekim 2021 | 29 Okunma Tiyatro Festivali ve bizim hikâyeler 21 Ekim 2021 | 90 Okunma Pembe bir aile trajedisi 18 Ekim 2021 | 140 Okunma Nasıl bu kadar ayrı düştük? 14 Ekim 2021 | 71 Okunma Bir erkeğin ceketi olmadan 07 Ekim 2021 | 109 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar