Gençlik ve kırılganlık

Bana öyle geliyor ki “Gençlik en kırılgan dönem, en hassas dönem” gibi cümlelere sığınarak garantilediğimiz tek bir şey var: Gençlerden hiçbir şey anlamamak. 20 yaşında bir insan...

Bana öyle geliyor ki “Gençlik en kırılgan dönem, en hassas dönem” gibi cümlelere sığınarak garantilediğimiz tek bir şey var: Gençlerden hiçbir şey anlamamak. 20 yaşında bir insan “Yaşama sevincim kalmadı” diyorsa, kendisi için bir gelecek umudu görmeyip hayattan vazgeçiyorsa bunu kırılganlıkla açıklamak işin en kolayına kaçmak oluyor. “Kim bilir ne olmayacak bir şeyi büyüttü de kendine dert etti”. Çünkü “asıl hayat”la tanışmamış daha sizce. Böyle baktığınız zaman hafif atlatılması umulan ateşli bir hastalık, yaşı geçince aşılacak bir zaaf muamelesi yapmış oluyorsunuz gençliğe. Dediklerini de isteklerini de yeterince ciddiye almıyorsunuz. Gelip geçici hevesler, “büyüyünce unutulacak” heyecanlar gibi bakıyorsunuz.Oysa zayıf falan değiller, çoğu zaman düzenin gereklerine sorgulamadan ayak uydurup devam eden ve kendi 18-20 yaşlarını hatırlayamayacakları kadar derine gömen ebeveynlerinden daha güçlüler. Ne isteyip ne istemediklerini de daha iyi biliyorlar, o “geçici heyecan” sanılanlar onların henüz ket vurulmamış hayalleri. Çünkü hâlâ içlerinden gelen sesi susturmayı öğrenmemişler. “Hayatın gerçeği” kılıfıyla kabul edilebilir kılınan kötülüklere teslim etmemişler umutlarını. İş ki...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Filmekimi, süreklilik, bilet fiyatları 29 Eylül 2022 | 157 Okunma Kız kardeşliğin kazanma umudu 26 Eylül 2022 | 93 Okunma Boyun eğmeyen bir kadının portresi 22 Eylül 2022 | 182 Okunma Ayvalık’ın rüzgârı zeytini, sineması 19 Eylül 2022 | 177 Okunma Tam bir kadın işi 16 Eylül 2022 | 60 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar