Büyükada’da hâlâ hayat var

Dünyanın herhangi başka bir şehrinde Prens adaları gibi şahane bir imkan olsaydı bu kadar heba edilebilir miydi, bilemiyorum. Burnumuzun dibinde, bir vapur mesafesinde irili ufaklı adalarımız var ve biz İstanbullular olarak denize, yeşile...

Dünyanın herhangi başka bir şehrinde Prens adaları gibi şahane bir imkan olsaydı bu kadar heba edilebilir miydi, bilemiyorum. Burnumuzun dibinde, bir vapur mesafesinde irili ufaklı adalarımız var ve biz İstanbullular olarak denize, yeşile hasret yaşıyoruz.

Zira gitmesi bir dert, girilecek deniz, seni kazıklamayacak işletme bulması bir dert, gece konaklamak neredeyse imkansız, geç saatte İstanbul’a dönme ihtimali zaten yok. Avrupa yakasına en son vapur 22.00, Bostancı’ya da 23.00 sularında kalkıyor.

Halbuki sıra sıra balık restoranları müşteri beklemekte. Tam olarak pizzacı mı hamburgerci mi yoksa pideci ya da lahmacuncu mu olacağına karar verememiş tuhaf büfeler nispeten dolu. Plastik çiçekten taçları Türklerin milli aksesuarı zanneden turistler herhalde mutfağımızın da bu acayip şey olduğunu düşünüp acıyorlardır. Adalar hâlâ bu derece güzelken, işletmelerin bu kadar zevksiz olması nasıl bir talihsizlik?

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kara Cuma’larda kimi azarlıyoruz? 29 Kasım 2021 | 15 Okunma Kadın cinayetlerine mülteci gerekçesi 25 Kasım 2021 | 53 Okunma Hayali kasaba, gerçek ülke 22 Kasım 2021 | 67 Okunma Su yolunda kırılanlar ve “Yargı” 18 Kasım 2021 | 69 Okunma Kafaya sıkan taksi şoförü 15 Kasım 2021 | 71 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar