‘Bunu bir ben bilirim, bir Allah‘

Bu yıl İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma’sında beni en çok etkileyen filmlerden biriydi. Büyük büyük cümleler kurmayan, çoğu şeyi söylemeyen sadece hissettiren anlatımıyla, son derece...

Bu yıl İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma’sında beni en çok etkileyen filmlerden biriydi. Büyük büyük cümleler kurmayan, çoğu şeyi söylemeyen sadece hissettiren anlatımıyla, son derece kişisel ama ondan ötürü de bir o kadar her kalbe dokunabilen hikâyesiyle “Çilingir Sofrası”. Daha önce yazdığı tiyatro oyunları, çektiği kısa filmler olan Ali Kemal Güven’in ilk “uzun” kurmacası bu. Uzun dediysem süresi 60 dakika ve dört epizottan oluşuyor. Hatta başlangıçta bir dijital platform için tasarlanan dört bölümlük bir mini diziymiş fakat giderek kendi dilini bulup isabetli bir kararla sinema filmine dönüşmüş. Festivalde de Jüri Özel Ödülü’nün ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri’nin sahibi oldu.Gördüğümden beri arkadaşlarıma filmi anlattıkça “Peki biz nerede göreceğiz?” sorusuyla karşılaşıyordum. Buna şu an bir cevabım var: Bu akşam (30 Haziran Perşembe) 21.30’da Kadıköy Sineması’nda. Perşembe günü ekip katılımlı bir gösterim yaptılar, yoğun talep üzerine tekrarlanıyor (biletinial.com’dan bilet alabilirsiniz). Filmi spoiler vermeden özetlemeye çalışırsak; yıllardır görüşmeyen iki eski okul arkadaşı, iki eski ‘dost’; Emir Can ile Yusuf Efe, Beyoğlu’nda bir çilingir sofrasında...

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kalp kıran ayrılıklar listesinin kadın cephesi 11 Ağustos 2022 | 93 Okunma Pandora ve Beyoğlu Sineması 08 Ağustos 2022 | 55 Okunma Kaz Dağları’na değen ‘kadın eli’ 04 Ağustos 2022 | 390 Okunma ‘Bu dünyaya ait olmayan şarkıların yolcusu’ 01 Ağustos 2022 | 84 Okunma ‘Ben asla yalan söylemem’ yalanı 28 Temmuz 2022 | 99 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar