ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Otomotiv sanayicilerine yazsam fikrime gülerler mi?

Feridun Ağabey, bir iki yıldır aklımda bir fikir var .

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e
Anlat Derdini Feridun Ağabey'e Türkiye Gazetesi
20 Ağustos 2018 | 42
Feridun Ağabey, bir iki yıldır aklımda bir fikir var. Dünyada otomobil üretiminden çok otomobilin yakıtı konusunda düşünceler var. Elektrikli otomobil üretimini nispeten yapanlar var. Hibrit otomobil denemeleri belli bir aşamada. Su ile çalışan motor bulduğunu ileri sürenler var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de kendi otomobilini üretmek konusunda önemli kararlar almış ve elini taşın altına koyacak iş adamlarını harekete geçirmiş durumda. Ben Uzm. Elk. Öğret. olarak birkaç yıldan beri yaptığım tetkiklerde düşündüm de otomobillerin tümünü kolayca elektrikli yapabiliriz. Özet olarak söylemem gerekirse ön ya da arka tekerleklerin miline 2 adet inverter (evirici) özellikli DC ile çalışan motor takarız. Bagaja bataryaları koyarız. Sürücü mahalline hız ayar pedalı koyarız. Akaryakıt giderimiz 9-10 kat azalır. İçten yanmalı motor aynen kalır... Bu öneriyi girişimcilere/otomotiv sanayicilerine yazsam gülerler mi? Ya da ciddiye alan olup da benimle iletişime geçmek isteyen olur mu?
İletişim bilgim: 0505 220 83 85
          Ali Özdemir/Uzm. Elk. Öğret.-Okul Müdürü-Bolu
 
 
İSKİ çok çocuklu aileleri cezalandırıyor mu?
 
Feridun Ağabey, su tüketiminde haksız ve hukuksuz bir fiyatlandırma modeli var. Hâlen geçerli tarifeye göre; su birim fiyatları (KDV Hariç) konutların tüm kullanımları, konut 1 (0-10 m3/ay) 4,78 TL, konutların tüm kullanımları Konut 2 (11-20 m3/ay) 7,00 TL, konutların tüm kullanımları konut 3 (21 m3/aydan fazla) 10,18 TL’dir. İstatistiklere göre, kişi başına günlük ortalama su tüketimi 203 litredir. Benim ailem 6 kişi, ortalamayı aldığımızda günlük 1,218 m3, aylık 36,58m3 su kullanıyor.  Aylık su faturam 200-250 TL, emekli aylığımın %11-14’ü, arasında seyrediyor. Suyu faturalandırırken, hanede yaşayan insan sayısı faktör olarak alınmadığı için, ben her ay maksimum fiyattan ödeme yapmak zorunda kalıyorum.
Devlet olarak 3 çocuğun teşvik edildiği bir ortamda kalabalık aileleri cezalandırır gibi bir uygulama yapmak devletin bu çağrısıyla bağdaşıyor mu? Bu konuda İSKİ’ye yapılan tüm müracaatları İSKİ kaale (dikkate) almıyor, “Su kullanımını azaltmayı teşvik için böyle yapıyoruz” deyip geçiyor. Buna teşvik denmez, “çok su kullananı cezalandırıyoruz” denir. Fiyatlara ve kademenlendirmeye itirazım yok, sonuçta herkesin meselesi; ancak ailede yaşayan birey sayısını çarpan olarak hesaba katmadan, çok çocuklu aileleri cezalandıran bu adaletsizliğe, son verecek vicdan sahibi bir yetkili yok mu? Bu yetmezmiş gibi, şimdi aile standart 4 kişi kabul edilerek, elektrikte de benzer uygulama yapılacağı açıklandı. Çok çocuklu binlerce aileyi ilgilendiren bu haksız fiyatlandırmanın acilen düzeltilmesini talep ediyorum. Saygılarımla...
          Rumuz “Mağdur”
 
 
Evlilik okulu açılmasa da evlilik eğitimi şarttır
 
Feridun Ağabey, bir uzman psikolog olarak düşünüyorum da eğer ki gelenek görenek aile ve bildik söylemle mahalle baskısı olmasın; eğer ki çocuklarının mağdur olması hesaba katılmasın, birçok ailede evlilik yürümez hâldedir. Evliliklerde mutluluğu yakalayan ve eskilerin söylediği gibi bir yastıkta kırk yılı bulacak olan mutlu evliliklerin sayısı çok azdır. Hatta korkum o ki tedbir alınmazsa, eğer insanlar evlilik konusunda eğitilmez ve bilgilendirilmezse 15-20 sene sonra evlenme oranlarında çok daha azalmalar yaşanacaktır. Ayrıca evlilik sonrası yaşanan boşanmalarda da bir o kadar artış yaşanacaktır. Evliliklerdeki bu azalmaların sebepleri arasında gençlere örnek oluşturan bu tür yanlış evliliklerin de büyük rolü vardır. Çünkü daha geçen sene, daha geçen ay, hatta daha geçen hafta güle oynaya, dillere destan bir düğünle dünyaevine giren birçok mutlu çift, aralarında ne olduysa bugün boşanınca bu cevabı bilinmeyen kâbus soru, evlenecek olan veya evlenmeyi hayal eden gençleri korkutmaktadır. Aileleri endişeye sevk etmektedir. “Acaba evlenirsem ben de böyle bir sorun yaşar mıyım?” sorusu aksine nice mutlu evliliği gölgede bırakmaktadır.
Bu konuda sorun ayrılıklarla birlikte kırılan kalpler, boş kalan yataklar, paylaşılamayan mutluluklar, anlatılamayan yalnızlıklar bir yandan çiftleri bunalım girdabında sürükler, bir yandan sonu hüsranla biten bu evliliklerden doğan çocukların mağdur olmaları, velayet davaları vb. inanılmaz sıkıntılar oluşturur. Bunun için evlilik okulları açılmasa da gençlere evlilik şuuru ve bilinci öğretilmelidir...
          Uz. Psikolog Erdinç Üstündağ-Almanya
Devamını Oku