ÇOK OKUNAN YAZARLAR

‘Sevgililer Günü’

Yıllar önce, bir arkadaş grubuyla Fransa’nın Bretagne bölgesinin, istiridyeleriyle ünlü sahil kasabası Cancal’in lokantasına gitmiştik .

Ali Sirmen
Ali Sirmen Cumhuriyet Gazetesi
13 Şubat 2018 | 93

Yıllar önce, bir arkadaş grubuyla Fransa’nın Bretagne bölgesinin, istiridyeleriyle ünlü sahil kasabası Cancal’in lokantasına gitmiştik. Beyaz sofra örtüleri kıtır kıtır lokantadan içeri girdiğimizde suratımıza çarpan manastır yatakhanesi sessizliğini çok yadırgamış ama aldırmamıştık. Sofraya oturunca, abartmadan gülüşüp söyleşmemiz, bir süre sonra tüm salonu etkiledi. Kısa sürede mırıldanma şeklinde başlayan masalardaki hareketlilik, gülüşmeye dönüştü, gecenin sonunda salonun orasında burasında kahkaha şimşekleri çakıyordu.
Gülmenin bulaşıcılığına Cancal’deki restoranda bir kez daha tanık olmuştum.
Sevgi de öyle, bulaşıcıdır.
Bu gözlemim zaman içinde “Sevgililer Günü”ne bakışımın değişmesine yol açtı. Hıristiyan dünyasında “Aziz Valentin Günü olarak da anılan, ama aslında Hıristiyanlıkla bir ilgisi olmayan bir Roma pagan şenliğinin 18. yüzyıl İngiliz şairi Chaucher’in bir şiirinden esinlenerek yeniden canlandırılmasının ürünü olan Sevgililer Günü”ne ülkemizde ilk moda olmaya başladığı yıllarda, kapitalizmin tüketimi arttırma manevralarından biri olarak, eleştirel açıdan yaklaşmıştım.

*** Zaman içinde toplumsal ve kişisel yaşamımızda sevginin ne denli değerli olduğunu anladığımda bu tavrım değişti. Sevgililer Günü varsın tüketimi arttırmak için uydurulmuş olsundu, yine de sevgi duygusunu harekete geçirmiş olması bakımından yararlıydı.
Her yeni doğan kız çocuğunun, birer çocuk gelin, birer kadın cinayeti kurban adayı olduğu bir ülkede kızlarımızı, kadınlarımızı yılda bir kez sevgi duygularının öznesi ve nesnesi haline getiren bir gün, gerekçesi ne olursa olsun, yine de iyiydi.
Erkek egemen toplumun, boyun eğmesiyle yetinmeyip mutlak itaatini be...

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER