Fransız bölge seçimleri ve belirsizlik

Fransa bölge seçimlerinin ikinci turu yapıldı. Seçmenlerin sadece yüzde 35’inin sandığa gittiği seçimlerde, Macron’un İlerleyen Cumhuriyet Partisi (LREM) ve Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partileri...

Fransa bölge seçimlerinin ikinci turu yapıldı. Seçmenlerin sadece yüzde 35’inin sandığa gittiği seçimlerde, Macron’un İlerleyen Cumhuriyet Partisi (LREM) ve Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partileri yenildiler.

Fransa’nın geleneksel merkez sağ ve sol ittifaklar 6 yıl önce yapılan son bölge seçimlerindeki konumlarını korudular. 13 bölgenin Fransa metropolünde olan 12 bölgesinin 5’i Cumhuriyetçiler ve 2’si diğer sağ ittifak olmak üzere 7 bölge yine sağda kaldı. 5’ini ise Sosyalist Parti’nin başını çektiği ‘sol’ ittifak kazandı. 13. Bölge olan Korsika adasını ise Korsika milliyetçileri Bölgeciler aldılar. Yani bölge seçimleri açısından statüko korundu.

10 ay sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi var ve anketlere göre seçim Macron ve Le Pen arasında geçecek. Birinci tur sonuçlarını değerlendirirken önümüzdeki yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir test olarak değerlendirilen bu bölge seçimlerinin Macron’un işinin kolay olmayacağını ve Marine Le Pen’in de zorlanacağını gösterdiğini belirtmiştim.

Şimdi sorulan soru şu: Halkın eğilimlerinin belirlenmesi açısından önemli olan bu ‘yerel’ seçimlerde bir bölge başkanlığını bile alamayan Macron ve Le Pen’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki şansları nedir? Soruyu şöyle de sorabiliriz: Bu seçimin ‘galipleri’ sistemin iki geleneksel partileri sosyal demokrat Sosyalistler ile neoliberal Cumhuriyetçiler Macron ve Le Pen’i geçebilirler mi?

Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili bir tahminde bulunmadan önce, bu partilerin durumu, siyasetleri ve programları ile ilgili birkaç cümle kuralım: Sosyal demokrat sosyalistler ile neoliberal Cumhuriyetçiler; program olarak aynılaşmıştır, siyaseten iflas etmiştir ve halktan kopmuştur. İzledikleri neoliberal politikalar; yani özelleştirmeci, iş piyasasını esnekleştiren, yatırım yapmayan, borçlanma ile ekonomiyi çevirmeye çalışan ve bunun sonucu olarak işsizliği ve yoksulluğu çığ gibi büyüten bir programa sahip. Ulusal kimliğin aşınmasına yol açan ve ulusal egemenlik konularını içeren bir çok karar alma mekanizmasını Brüksel’e devretme konusunda yarışan bir çizgi ve dış politikada saldırgan ve işgalci politikalar izlemişlerdir. İzlenen bu politikalar sonucu, 2008’den bugüne yaşanan ekonomik ve mali krize karşı izledikleri krizin yükünün halkın sırtına, çalışanın sırtına yüklenmesi, bu partilerin halkın gözünde iflas etmesine yol açmıştır. Bu yüzden, iflas eden sisteme çare olarak Macron siyaset sahnesine sürülmüştür.

Bir de son 10 yıldır büyüyen Marine Le Pen’in partisi var. O yıllarda adı Ulusal Cephe olan parti, 2010’da yüzde 9 olan oy oranı 2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 25’e ve 2015 bölge seçimlerinde yüzde 30’lara çıkarmıştır. Küreselleşmeye karşı ulusal çıkarları savunan, işçilerden ve işsizliğin en yüksek olduğu yerlerde en çok oy alan, dış politikada Avrasya’ya yakın bir çizgi izleyen Ulusal Cephe partisi oy oranları bakımından Fransa’nın birinci partisi durumuna gelmişti fakat, gerek milletvekili ve yerel seçimlerde gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en çok oyu almanın veya birinci parti olmanın, iki turlu seçim sisteminde başarı şansı olmuyordu çünkü seçimi kazanma ihtimali olduğu her yerde sistemin aynılaşan ‘sağlı sollu’ diğer tüm partileri birleşiyor ve Le Pen ve partisine karşı oy veriyorlardı.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Fransa’ya Anglosakson darbe 20 Eylül 2021 | 181 Okunma Çavuşoğlu’nun çelişkili Suriye politikası 13 Eylül 2021 | 150 Okunma ABD’de Biden senaryoları 30 Ağustos 2021 | 97 Okunma Asya’da ABD hegemonyasının sonu 23 Ağustos 2021 | 144 Okunma Türkiye’nin Afrika atağı Fransa’yı endişelendiriyor 09 Ağustos 2021 | 398 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar