Çavuşoğlu’nun çelişkili Suriye politikası

Tarih, Fransa’nın Libya, Afganistan ve Suriye’de Müslümanları katleden eli kanlı ABD emperyalizminin baş iş birlikçisi olduğunu yazacaktır.İki ayaklı; Muhafazakâr ve Sosyal Demokrat iktidarlarının elinde...

Tarih, Fransa’nın Libya, Afganistan ve Suriye’de Müslümanları katleden eli kanlı ABD emperyalizminin baş iş birlikçisi olduğunu yazacaktır.İki ayaklı; Muhafazakâr ve Sosyal Demokrat iktidarlarının elinde mazlumların kanı vardır.

Sarkozy’nin Fransası, ABD’nin dümen suyunda Libya’ya saldırdığında, dönemin Dışişleri Bakanı Alain Juppe, savaşın Fransa’ya pahalıya mal olduğu eleştirilere şöyle cevap vermişti: “Operasyonun maliyeti ile ilgili olarak bana soruyorlar, (ben de) bunun aynı zamanda geleceğe bir yatırım olduğuna dikkat çekiyorum.” demişti. Fransa’nın geleceğini mazlumların kanını dökmede görüyorlardı. Aynı mantıkla 2011’de ABD ve İngiltere ile birlikte Suriye’ye saldıran ülkelerin başını çekmişlerdi. Bunlar sağ muhafazakârlardı.

Peki ya Sosyal Demokratlar? Onlar da emperyalist saldırganlığın en ateşli savunucularıydı. 2012’de Cumhurbaşkanı seçilen Sosyal Demokrat François Hollande iktidarı Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı yıkmak için her yolu mubah görüyorlardı.

Hollande’ın Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Juppe ile aynı söylemi sürdürdü; Fransa’nın Suriye politikasında bir değişiklik olmamıştı, ana politika aynıydı:

“Esad kendi halkını katleden bir katildir ve gitmelidir. Bunun için ‘Suriye Ulusal Konseyi’ ve ‘Özgür Suriye Ordusu’ desteklenmelidir. Hollande, daha da ileri giderek silahlı teröristleri ‘Geçici bir hükümet kurun tanıyalım’ açıklamasında bulunmuştu.

PKK’ya karşı Temmuz 2015’de başlatılan “Hendek Operasyonu”na kadar Türkiye de ABD ve Fransa ile aynı cephedeydi. Clinton, Fabius ve Davutoğlu uyumlu bir üçlü olmuştu. 2012 başında önce Tunus, sonra Türkiye ve üçüncüsü Fransa’da yapılan “Suriye’nin Dostları” toplantılarını örgütlemişlerdi. Bu toplantılarda Suriye Ulusal Konseyi’nin Suriye halkının meşru temsilcisi olarak görülmesi ve ardından sıra önce Fransa, sonra ABD ve Türkiye’nin tanımasına geldi. Fakat SUK içinde Müslüman Kardeşler’in diğer sözde muhalif gruplardan daha etkin olması eleştirilere maruz kalınca, Kasım 2012’de SUK ile “Suriye Devrim Konseyi” (SDK) birleştirilerek SUKO diye de adlandırılan “Suriye Muhalif ve Devrimciler Ulusal Koalisyonu” (SMDK)’nu kurdular.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Biden’ın Amerika’sı kriz içinde 04 Temmuz 2022 | 151 Okunma NATO’nun Fransa’da gizli örgütlenmesi: Rüzgar Gülü 29 Haziran 2022 | 543 Okunma Batı’nın çaresizliği AB, G7 ve NATO Zirveleri 27 Haziran 2022 | 166 Okunma Fransa Genel Seçimleri: Macron’a ulusal tokat 21 Haziran 2022 | 281 Okunma Macron’un Ukrayna krizinde denge politikası 30 Mayıs 2022 | 77 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar