ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Gezi’ciler gözaltına alınınca, ABD niye ciyakladı?

Anadolu Kültür Derneği çatısı altında bir birliktelik imiş .

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu Yeni Akit Gazetesi
18 Kasım 2018 | 9.5 K

Anadolu Kültür Derneği çatısı altında bir birliktelik imiş.

Bazı öğretim üyeleri. 

Bazı solak sitelerin yazarları..

Kısacası..

Tamamı Gezi’ci..

Tamamı, 2013 Mayıs’ında, Türkiye’de siyasi iktidarı devirmeye soyunanlar..

“Siz Mısır’dan, Biz Türkiye’den” diye yola çıkıp.

Mısır’da 5 bin insanı meydanlarda öldürüp, darbeyi gerçekleştirenler..

Ama..

Türkiye’de benzeri darbeyi gerçekleştiremedikleri için hevesleri kursaklarında kalanlar..

Şimdi tek tek sorgulanıyorlar..

Sorgulanmalılar da..

Ama, sorguya aldığınız her isimde..

Kuyruğuna basılmış köpek gibi..

ABD’den ciyaklama sesi duyuyoruz..

Son operasyonda da..

Gözaltına alınanların büyük çoğunluğu, bir gün bile emniyette kalmadıkları halde..

O kısa gözaltı süresine bile katlanamayıp..

Anında ciyakladılar..

Basın açıklaması yaptılar..

Dedikleri şu:

“Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin Anadolu Kültür Derneği’yle ilişkisi olan akademisyen, gazeteci ve sivil toplum aktivistlerini gözaltına almasından büyük endişe duymaktadır.”

Biz de, ABD endişe duysun diye, Gezi olaylarını sorguluyoruz işte..

“Üzerinden 5 yıl geçti.. Artık unutmuşturlar” diye düşünmesinler diye, operasyonun başındakileri sorguluyoruz işte..

Türkiye’nin, Mısır olmadığını hatırlatmak için, sorguluyoruz işte..

“Mısır’da başardık. Türkiye’de başaramadık. Neyse, Türkiye’yi de, bir başka Haziran’da deviririz” deyip heveslenmeyin diye, işbirlikçilerinizi sorguluyoruz işte..

ABD, açıklamasında endişesini ifade ettikten sonra, klasik şablon cümlelerini de basın duyurusuna eklemiş:

“Şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü ile dernek kurma özgürlüğü, her sağlıklı demokrasinin temel unsurlarıdır.”

Ay bilmiyorduk..

İyi ki hatırlattınız..

O zaman ben de size desem ki, “Ticaret hakkı en tabii haklardandır..”

Sonra da.

Kendisinden hazzetmesem de..

Hiç sevmesem de..

“Rıza Sarraf’ın gözaltına alınması, tutuklanması, sonrasında kirli pazarlıklarla serbest bırakılması, sağlıklı demokrasinin temel unsurlarını çiğnemektir”desem..

Daha önemlisi..

“Hakan Atilla, başarılı bir kamu bankacısıdır. Sizin müfteri adamlarınız bile, ‘Bir kuruş menfaat temin etmedi’ diye beyanda bulunmuşlardır. Dürüst insanların cezaevine konulması, sağlıklı demokrasiler için yüz karasıdır” desem..

Gezi’ci darbeciler üzerinden, Türkiye’ye sağlıklı demokrasi dersi vermeye kalkışan ABD’liler, ne derler acaba?

 Devam ediyor, ABD ciyaklaması:

“ABD-Türkiye ortaklığı, Türk demokrasisi başarılı olduğunda en güçlü olur. Türkiye’ye, ifade, dernek kurma ve toplantı özgürlüğü, adil yargılama teminatı, yargı bağımsızlığı ve diğer insan hakları ile temel özgürlüklere saygı duyma, bunları garanti altına alma ve keyfi şekilde gözaltında tutulanları serbest bırakma çağrısında bulunuyoruz.”

Tanımlamaya bakın: “Keyfi gözaltı.”

Keyfi gözaltı değil ama..

Olsa size ne?

Gözaltına alınan, sizin vatandaşınız mı?

Değil..

Sizin vatandaşlarınızla bir bağları mı var?

Ben “Bağları var” diyeceğim de..

Siz inkar edeceksiniz.

İnkarınız çerçevesinde, tutarlı olmak için, mecburen “Bağımız yok” diyeceksiniz..

O zaman, size ne, “Türkiye, kendi vatandaşını gözaltına almış” ise?..

Niye burdaki Türk vatandaşı gözüken adamlar gözaltına alınınca, onlardan çok, ciyaklama sesi ABD’den geliyor?

Hani, küçük bir olay yaşanmıştır..

“Affedin gitsin” derler..

Devlet de, bir düşünür..

Ama..

2013 Mayıs ayında %4,52 ile cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesini gören politika faizleri..

Gezi isyanı ile birlikte.. Hızla birkaç ay içinde %9’lara.. Şimdi ise %20’lerin üzerine çıkmış ise..

Gezi isyanından hemen önce, %8.5’a kadar inen işsizlik oranı, hızla yükselip, şimdilerde %10’un üzerinde sabitlendi ise.

Bunun faturasını, birilerinin ödemesi gerekmez mi?

“Verdiğin rakamların, Gezi isyanı ile direkt ilgisini nasıl ispatlayacaksın ki?”diyebilirsiniz...

O zaman, direkt bire bir bağlantılı rakamları vereyim..

İçişleri Bakanlığı’nın, Gezi isyanı daha devam ederken, 20. gününde hazırladığı bir rapor var..

O raporda belirtilen rakamları veriyorum:

58 kamu binası hasar gördü..

68 MOBESE kamerası kırıldı..

337 işyeri tahrip edildi..

90 belediye otobüsü kullanılamaz hale getirildi..

214 özel araç büyük oranda hasar gördü..

240 polis aracı devre dışı kalacak şekilde hasar gördü..

45 ambulans, hizmet göremez duruma düşürüldü..

Evet..

Yanlış okumuyorsunuz..

Devamını Oku