Yargı, zulüm yapmamalı

Seçimler bitti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hukuki olarak yürürlüğe girdi. Şimdi Meclis’in toplanması, milletvekillerinin yemini ve Meclis başkanının seçiminden sonra Cumhurbaşkanı...

Seçimler bitti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hukuki olarak yürürlüğe girdi. Şimdi Meclis’in toplanması, milletvekillerinin yemini ve Meclis başkanının seçiminden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, yemin ederek görevine başlayacak ve Türkiye’yi beş yıl süreyle yöneteceği, Cumhuriyet tarihinin en hızlı icraat yapacak hükümetini kuracak.

Politika konusunda kalem oynatan biri olarak bu konuları detaylı şekilde işlemek isterken hayatını İslam’ı yaşayarak geçirmiş, bundan dolayı da hayatı sürgünlerde geçmiş, yakından tanıdığım bir emekli albayın tutuklanması bu haftaki yazımı yargı konusuna ayırmama sebep oldu.

Geçmişte FETÖ konusunun üzerine çok fazla gitmiş biri olarak, mevcut yargılamaların bir an önce tamamlanmasını, kripto FETÖ’cülerin de tespit edilerek cezalandırılması gerektiğini hep yazdım. Çünkü FETÖ’cü olanların davalarından dönme ihtimali bulunmuyor. Hasan Sabbah’ın haşhaşileri ona nasıl inanmış ve bağlanmışlarsa, FETÖ’cülerde de benzer bir durum söz konusudur.

***

Yer, Balıkesir’deki bir askeri okul. Tarih, 28 Şubat’ın hemen ertesi, aylardan Ramazan’dır. Okul komutanı kantinde subayların oturduğu masaya gelir, “Bir çay ısmarlayın da içelim” der. Talep maksatlıdır. Masada dört öğretmen subay oturmaktadır. Üçü hemen atılır, dördüncü ise “Ben oruçluyum” der, içmez. Okul komutanı ve diğer üç subay çaylarını içerler. Komutan, ertesi gün oruçlu olan subayı makamına çağırır, inancını yaşaması ve bunu da mertçe ifade etmesinden dolayı tebrik eder. Diğerlerini tanıdığını ancak onların kendilerini gizlediğini de vurgular.

Oruçlu subay, buna rağmen 28 Şubat’ın gazabından kurtulamaz, eşi de tesettürlü olduğu için Malatya’ya sürülür. Öğretmen subay olduğu halde kıta görevine gönderilmiştir. Aradan zaman geçer, devir değişir, bu kez kendilerini güçlü hisseden FETÖ’cüler, Kemalist düşüncedeki okul komutanını bir kılıf uydurarak Malatya’ya sürerler. İnancını yaşayan ve bunu da gizleme ihtiyacı duymadığı için sürgünde mesleği ile ilgisi bulunmayan görevler verilen subayla, geçmişin Kemalist düşüncedeki okul komutanı aynı kışlada bir araya gelir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ABD piyadeliğimiz bitti 18 Ağustos 2018 | 198 Okunma ABD, neden sürekli saldırıda 11 Ağustos 2018 | 219 Okunma Rahip Brunson itirafçı olsa ya! 28 Temmuz 2018 | 158 Okunma Vesayetçi demokrasiden etkili yönetime 21 Temmuz 2018 | 3.655 Okunma Turizmin içi kültürle dolar mı? 14 Temmuz 2018 | 63 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar