Sen devlet değilsin Muharrem!

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı adayı oldu diye ölçüyü kaçırdı iyice… Bir zamanlar yüksek yargı, CHP’nin arka bahçesiydi. Millet onları iktidara getirmese bile yargı ve TSK bünyesindeki...

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı adayı oldu diye ölçüyü kaçırdı iyice… Bir zamanlar yüksek yargı, CHP’nin arka bahçesiydi. Millet onları iktidara getirmese bile yargı ve TSK bünyesindeki yandaşları sayesinde iktidarda gibi esip savururlardı. Muharrem İnce de kendini hala o darı ambarında zannediyor. Partisi, iktidara gelince Cumhurbaşkanlığı sistemini kaldırıp parlamenter sisteme geri döneceğini söylerken, Bay Muharrem, şimdiden Cumhurbaşkanı olmuş gibi esip savuruyor. Üniversite rektörlerini hizaya sokuyor, askeri birlikleri esas duruşa geçiriyor, başkomutanını alkışlayan generalin apoletini söküyor. Bu konularda siyasiler ağzının payını verdi vermesine de en etkili uyarı bir bayan hemşerisinden geldi. Eyüp Sultan ziyaretinde yanına yaklaştığı kadın onu uyardı: Şımarık çocuklar gibi davranma Muharrem! Önüne sürülen her bisiklete binme Muharrem! Biraz ağır başlı ol! En azından aday olduğun makamın ağırlığına saygın olsun Muharrem!

Türk insanının dünyayı da, ülkeyi de, siyasetçileri de iyi tanıdığı, rüzgâra göre yön değiştirmediği artık aşikâr. Herkes oyunun kıymetini biliyor ve ülkeyi kimin yöneteceğine basiretle karar veriyor. Yapılan onca miting ise Ramazan eğlencesi gibi geliyor çoğunluğa...

***

Çok gerilere gitmeye gerek yok. Başörtülü kızlarımızın üniversiteden içeri sokulmadığı günler eski değil. Bırakın okuma haklarının ellerinden alınmasını, başlarını açtırmak için 21. yüzyılın başında beyin yıkama odaları üretmişlerdi! Oğlunun birincilikle bitirdiği askeri okulun mezuniyet törenine alınmayan başörtülü annelerimizin gözyaşları ile yanan yüreklerimiz hâlâ soğumadı! Onca tramvayı kolay atlatmadık. Mitinglerde geriye dönüş sinyalleri veren siyasileri dinledikçe, “Bu politikacılar hangi sırça sarayda, halktan bu kadar kopuk yaşamışlar ki, gençliğin geldiği noktanın farkında bile değiller diye geçiriyor insan içinden.

Gençlik kavga istemiyor. Barış içinde birlikte yaşamak, kendini geliştirmek, kariyer yapmak, dünyaya açılmak istiyor. Onların uçuk kaçık giysilere de, tesettüre de saygıları ve hoşgörüleri var. Gençlik, kendisine imkân tanınmasını, önünün açılmasını, çalışma ortamları oluşturulmasını istiyor. O yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Millet Kıraathaneleri” fikri çok ama çok önemlidir. Gençlerin gidip dersine çalışacağı, ödevini yapacağı, tezini hazırlayacağı, arada çayını kekini ücretsiz alacağı, 24 saat açık kitap sarayları… 81 ile yayılmış üniversite gençliğimiz için olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. İstanbul’da bunun uygulamaları yapıldı, gençlerin geceleri bile içeri girmek için kuyruğa girdikleri görüldü. Dileğimiz, bu hizmetin yeni ders yılına kadar tüm Türkiye’ye yayılması... Önerimiz de isminin Millet Kıraathanesi değil, “Gençlik Sarayı” olmasıdır.

***

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ABD piyadeliğimiz bitti 18 Ağustos 2018 | 198 Okunma ABD, neden sürekli saldırıda 11 Ağustos 2018 | 219 Okunma Rahip Brunson itirafçı olsa ya! 28 Temmuz 2018 | 158 Okunma Vesayetçi demokrasiden etkili yönetime 21 Temmuz 2018 | 3.655 Okunma Turizmin içi kültürle dolar mı? 14 Temmuz 2018 | 63 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar