Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?

Sekizinci yüzyıla kadar atların savaşta kullanım amacı askerleri savaş meydanına taşımaktı. Savaş alanına gelindiğinde attan inilir ve düşmanla o şekilde çarpışılırdı....

Sekizinci yüzyıla kadar atların savaşta kullanım amacı askerleri savaş meydanına taşımaktı. Savaş alanına gelindiğinde attan inilir ve düşmanla o şekilde çarpışılırdı. Frankların üzengiyi kullanmaya başlamalarıyla birlikte hem savaş biçiminde köklü bir değişiklik yaşandı hem de bu değişiklikle birlikte feodal toplumun doğası değişti. Üzengi at üstünde savaşmayı mümkün kıldı böylece savaşın sonucunu tamamen etkileyen bir askeri teknoloji ortaya çıkmış oldu. Şövalye sınıfının önemi arttı. Şövalyeler kilise topraklarını ele geçirip kendilerine hizmet etmeleri karşılığında vasallara dağıttılar. Bu durum feodal toplumun gidişatını büyük ölçüde değiştirdi.

Dördüncü yüzyılda dini bir amaca hizmet etmesi gayesiyle icat edilen mekanik saatin 1370’de Kral Charles’ın Paris’teki bütün vatandaşlardan özel ve ticari hayatlarını Kraliyet Sarayının saatine göre ayarlamalarını istemesi ise mekanik saatin dönüşümünün kritik bir anına işaret etti. Kendi saatini kullanan Kilise bu isteğe boyun eğerek manevi ihtiyaçlarını değil maddi çıkarlarını öne çıkarmak zorunda kaldı. Ortaçağın merkezinde yer alan kilise bir icadın marifetiyle otorite kaybına uğradı.

*

Neil Postman 17.yüzyıla kadar bir aletin bir kültüre girişinin iki sebebe bağlı olduğunu söyler. İlki bir ihtiyaca cevap vermek. İkincisi sanatın, politikanın, efsanelerin, ayinlerin ve dinin sembolik dünyasına hizmet etmek. Postman, her iki durumda da aletlerin kullanımına sunuldukları kültürün itibarına ve bütünlüğüne saldırıda bulunmadıklarını belirtir. Fakat bu durumun epey bir zamandır kültürün aleyhine değiştiğini söyler. Bu durumun modern dönemde vardığı trajik eşikte ise bizleri uyarır.  Postman’ın ikazı şudur: Yeni bir teknoloji ne bir şey ekler ne bir şey çıkarır. Her şeyi değiştirir.

Batı düşüncesinin Nietzsche’den Darwin’e, Marx’tan Einstein’a kadar uzanan isimleri tespitleriyle endüstrileşme, modernleşme serüvenin sonunda Batı için bir hasar raporu çıkardılar aslında. Sürecin sonunda tüm bu isimlerce yapılan özet, tek bir sonuca işaret ediyordu: “İnanç sistemimiz zayıfladı ve kendimize olan güveni kaybettik.” Bunun ne manaya geldiğini ise çarpıcı biçimde ifade etmek Postman’a düştü:  Kavramlar enkazında inanılacak tek bir şey kalmıştı: Teknoloji

Batılı kalkınma modeline iman eden bizim gibi Batı-dışı toplumların -şu an için görüntüde ne kadar dışında kalabildikleri tartışmalı olsa da en azından ontolojik olarak hep Batı-dışı kalmaya mahkûm toplumların- bu hikâyeden öğrenecekleri çok şey var. Bizim için bu hikâyeyi bilmek küresel ezberleri kolay terennüm etmeyi tamamen sona erdiremez belki ama bir miktar yavaşlatabilir. Bu yavaşlık bir şeyleri, yapageldiklerimizi yeniden düşünmek, tartışmak için bir zaman aralığı bahşedebilir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler? 29 Ağustos 2018 | 5.828 Okunma Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular 22 Ağustos 2018 | 2.410 Okunma Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan… 15 Ağustos 2018 | 3.610 Okunma MEB’in eylem planı 08 Ağustos 2018 | 353 Okunma Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz! 01 Ağustos 2018 | 3.565 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar