Yazma yalnızlığı

Yazmak kendine has bir yalnızlığı gerektirir; bir tür içe dönme, tefekkür ve tahayyül hâli… Toplumla ve nesnelerle günlük ilişkileri arttığı oranda ‘yazma yalnızlığı’ndan...

Yazmak kendine has bir yalnızlığı gerektirir; bir tür içe dönme, tefekkür ve tahayyül hâli… Toplumla ve nesnelerle günlük ilişkileri arttığı oranda ‘yazma yalnızlığı’ndan kopar, iç sesinden uzaklaşır yazar. O hâlde yazma yalnızlığı, yazarın dış dünyadaki kalabalık ve gürültüden kopup kendine kapanması, iç sesini dinlemesi, tahayyül ve tefekküre dalabilmek için kendisiyle hayat arasına mesafe koymasıdır. Bu mesafe onu günlük ilişkilerin ağına düşmekten korur ve yazmak için gerekli olan derinlikli bir bakış sağlar. Çünkü James Joyce’un dediği gibi iyi bir sanat eseri “derinlikli bir yaşamdan” sadır olur. Bu düşünceyi bana geçen gün Cemil Kavukçu’nun Örümcek Kapanı adlı kitabındaki “Yazmayı Bırakabilmek” başlıklı yazısı çağrıştırdı. Yazıda 81 yaşına gelen ünlü yazar Alice Munro’nun yazmayı bıraktığı belirtiliyordu. Ömrünü yazmakla geçiren bir insan yazmayı bırakabilir mi? Zor elbet! O da tüm yazarlar gibi bir yazma sevdalısıdır çünkü. Ama verdiği cevap önemli ve yazmak için gerekli olan bir hayat tarzına işaret ediyor. Diyor ki; “Yazmayı sevmediğimden değil (…) ama hayatınızı başka türlü düşündüğünüz bir aşamaya giriyorsunuz. Eğer benim yaşımdaysanız, bir yazar kadar yalnız olmak istemezsiniz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Heinrich Böll ve medyadaki dilsel şiddet 11 Kasım 2019 | 44 Okunma Madam Edna’nın ‘Uyanış’ öyküsü 04 Kasım 2019 | 40 Okunma Okurunu bir anlatı ormanında... 27 Ekim 2019 | 12 Okunma “Üstat ile Margarita”da sanat-iktidar... 21 Ekim 2019 | 23 Okunma Tarihin, bilgeliğin ve hedonizmin şairi 14 Ekim 2019 | 47 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar