Mana bir kuş, lafız da onun kanatlarıdır

Kanaatimce sîret, kendini sûret (form) ile dışa vurur. Dilde de böyledir; mana görünmek ve bilinmek için lafza ihtiyaç duyar. Bu, karşılıklı bir ihtiyaçtır; birinin olmaması diğerini eksik kılar. ...

Kanaatimce sîret, kendini sûret (form) ile dışa vurur. Dilde de böyledir; mana görünmek ve bilinmek için lafza ihtiyaç duyar. Bu, karşılıklı bir ihtiyaçtır; birinin olmaması diğerini eksik kılar. Lâkin bir sanat eserinin mükemmeliyeti, mana ile lafzın uyumlu bir şekilde bütünleşmesiyle sağlanır. Zaten ‘dâhi sanatkâr’ da, Rıza Tevfik’in deyişiyle “bu iki kabiliyeti bil-fiil haizdir”; yani hem manaları keşfedebilme vasfına, hem de lafza hâkim olma yeteneğine sahiptir. Nasıl mekân, ruhun zahir olduğu bir cilvegâh ise, lafız da mananın mekânıdır; dolayısıyla mana bir mekân ile bir mekân içre doğar ve bir mekânda ikamet eder. Bu, en iyi biçimde Divan şiirindeki ‘beyit’le anlatılabilir. Bilindiği üzere ‘beyit’in sözlük anlamı evdir. Mısra ise kapı kanadı demektir. Beyte, yani eve, iki kanatlı bir kapıdan; iki mısradan girilir.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
“Üstat ile Margarita”da sanat-iktidar... 21 Ekim 2019 | 20 Okunma Tarihin, bilgeliğin ve hedonizmin şairi 14 Ekim 2019 | 44 Okunma Esrarengiz İstanbul öyküleri 06 Ekim 2019 | 12 Okunma Yoksulluk ve aşkın terbiye ettiği ‘Çırak 29 Eylül 2019 | 15 Okunma Domenico Starnone’nin ‘Bağlar’ romanında 15 Eylül 2019 | 12 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar