Hepimiz bir Godot bekleriz…

Hayat karşısında kendini iradesiz, çaresiz, savunmasız hisseden insanın ‘varolmak’tan duyduğu azap, Beckett’in eserlerinin ana temasıdır. Kurguladığı karakterler, bu çaresizlik ve iradesizlikle sık sık hayatın ‘saçma’ ve ‘anlamsız’ olduğunu dile getirirler.

 Çünkü ne Tanrı’yı, ne hayatı, ne de varoluşlarını açıklayabilirler. Beckett, derin felsefî, psikolojik ıstırapları olan uyumsuz ve yalnız bir yazar. Yazmak, onda estetik haz beklentisinin veya toplumsal/ ideolojik ideallerin itkisiyle değil, ontolojik bir çığlık ihtiyacından doğar. Bu, gücünü/ güçsüzlüğünü sorgulayan ve sonunda varoluşunu anlamlandıramayan insanın çığlığıdır. Çığlık olduğu için de ilkel ve doğaldır, kural tanımaz; forma, dil ve mantık düzenine sığmaz! “Godot’yu Beklerken” de böyledir. Alışılmış tiyatro formuna uymaz. Karakterler, konuşmaları ve davranışlarıyla mantık dışına çıkmışlardır. Bir ‘macera’ya yaslanmaz.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İyi roman bir girdaptır 17 Şubat 2020 | 132 Okunma Şu hayalkârın bize yaptığı! 10 Şubat 2020 | 32 Okunma Hepimiz bir Godot bekleriz… 03 Şubat 2020 | 53 Okunma Virginia Woolf, kalabalık, parçalanma, ç 27 Ocak 2020 | 150 Okunma Yaşasın yeraltı!.. 20 Ocak 2020 | 47 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar