ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Bozulan saatlerimiz…

İnsan, Tanrı’yı unutup “terakki putu”na tapmaya başlayalı, kendini sadece “üretme”ye, daha çok üretmeye, daha çok kazanmaya; dolayısıyla “güç” elde etmeye vakfetti .

Alaattin Karaca
Alaattin Karaca Karar Gazetesi
23 Nisan 2018 | 65
İnsan, Tanrı’yı unutup “terakki putu”na tapmaya başlayalı, kendini sadece “üretme”ye, daha çok üretmeye, daha çok kazanmaya; dolayısıyla “güç” elde etmeye vakfetti. Bunun sonucunda doğa/ evren onun için Tanrı’yı bilme, bulma ve temaşa etmenin –ama kanaatkârlık dairesinde rızkını temin etmenin de-  aracı olmaktan çıkıp, sadece güç devşirmenin ve başkaları üzerinde egemenlik kurmanın aracına dönüştü.   Üstelik bunu doğayı yok etme pahasına yapıyor.   Bu itibarla modern insan, tabiri caizse yaratılan olmaya başkaldırmış, “Hâlık”lığa soyunmuştur… Kendini bilmemek; müşahit değil müdahil olduğu vehmine kapılmaktır bu!. Tıpkı İhsan Oktay Anar’ın “Puslu Kıtalar Atlası” romanındaki Ebrehe gibi.   Nitekim Tevfik Fikret de bu vehimle “Haluk’un Amentüsü”nde; “Dünya dönecek cennete insanla inandım (…) Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın Her şey olacak kudret-i irfanla… İnandım!” diyecektir… İnsanın evrende kendine biçtiği bu yeni rol, -pek çok şeyi olduğu gibi- zamanı da yeniden dizayn etmesine yol açtı. Henüz modernleşmemiş ve sanayileşmemiş Müslüman Osmanlının saati, başlangıçta Allah’a ve tabiata ayarlıydı. Nitekim Ahmet Haşim, “Müslüman Saati” başlıklı yazısında dinle saat/ zaman arasındaki bu ilişkiyi şiirsel bir üslûpla anlatmış, Müslüman Osmanlının kendi hayat tarzına özgü bir saat anlayışı olduğunu, bu saatin, güneşin, hatta ayın doğması ve batmasını esas aldığını; yani tabiî olduğunu “Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve nihayetini akşamın ziyaları tayin ederdi” sözleriyle dile getirmiştir. Abdülhak Şinasi Hisar da “Fahim Bey ve Biz” romanında saatle din ve tabiat arasındaki bağa; “daima güneşe uyulan bir saatin kullanıldığı” zamanlardı ve “evlerimizde namaz vakitlerini bildiren saatlerin mevkii pek büyüktü” cümleleriyle işaret eder. Ama bu konuyu her hâlde en güzel anlatan, Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ndeki “Saat Allah’ı bulmanın en sağlam çaresi idi ve bu sıfatla eskilerin hayatını idare ederdi. Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER