ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Memlekete Dolar, Euro, Yuan, Ruble, Dinar Akıtacaksak

Fırsatçılık yapmamak kaydıyla krizleri fırsata çevirmek makbul, muteber ve meşrudur .

Akif Çarkcı
Akif Çarkcı Milat Gazetesi
22 Ağustos 2018 | 7.0 K

Fırsatçılık yapmamak kaydıyla krizleri fırsata çevirmek makbul, muteber ve meşrudur. Yeter ki tefecilik, stokçuluk, üç kağıtçılık yapılmış olmasın. Dolar krizinden sonra bazı gerçekler ortaya gün gibi çıkıverdi. Şimdi bu gerçeklerden hareketle Türkiye’nin çeşitli tedbirler alması gerekiyor. Bu tedbirler alınmadığı taktirde yeni krizlerin kapıya gelip dayanmayacağının garantisini hiç kimse veremez. Öyleyse şimdi iktisadi seferberlik zamanı. İşe önce tespitle başlanmalı. Birincisi hasar tespiti, yani bu işten ne kadar kaybımız var? İkincisi bu hasara sebebiyet veren amillerin, olaylar zincirinin tespiti? Yani kriz nasıl geldi, krizi kimler ve neler tetikledi? Üçüncü tespit aşaması ise krize sebebiyet veren yapısal boşluklarımızın tespiti. Önce bütün bu tespitleri yapmalı ardından da bir eylem planı, bir yol haritası belirlemeliyiz. Bunlar son derece somut ve gerçekçi olmalı. Mesela benim aklıma ilk planda gelen soru şu: Türkiye kendisi üretebilecekken hangi ürünleri dışarıdan ithal ederek cari açığın artmasına sebebiyet veriyor? Bu noktada devletin elinde detaylı veriler var mı acaba? Somutlaştırırsak: Belli ki yurtdışından bolca şampuan, ayakkabı, kıyafet, elektronik vs ithal ediyoruz. Yahu hadi elektroniği geçtik belli ki çok büyük yatırımlar gerektiriyor. Ayakkabıyı, şampuanı, sabunu, kıyafeti neden dışarıdan alıyoruz? Bunları üretecek fabrika yok mu Türkiye’de? Varsa yerli, ürünü teşvik edecek koşulları neden üretmiyoruz. Tamam biliyorum küresel üreticiler büyüklüklerini bir tehdit unsuru olarak kullanıyor ve rekabette öne geçiyor olabilirler. Ancak devlet regüle edici fonksiyonunu kullanmaktan bazen neden imtina ediyor. İçeride üretebilecekken dışarıdan ithal ettiğimiz ürünlere yüksek ithalat vergisi konmalı, yerli ürünler teşvik edilmeli. İlgili bakanlıklar, yani dış ticaretten sorumlu bakanlık eğer hazırda yoksa muhakkak bunun çalışmasını yapmalı. Yani ithal etmek yerine burada kolayca üretebileceğimiz ürünlerin bir listesi… Bu liste üzerinden Konya’daki ayakkabı organize sanayii, Kocaeli’deki kimya fabrikaları, İstanbul’daki tekstil sektörü yeniden ayağa kaldırılmalı, yerli üretim çeşitli teşviklerle özendirilmelidir. Markalaşma problemi olan ama kaliteli ürün üreten firmalara özel destekler sağlanmalı! Bunlar zor şeyler değil. Diğer yandan tüketicilerin de biraz değil oldukça hassas davranmaları ve özellikle ithal elektronik ürünlerden eğer ihtiyaç yoksa uzak durmaları gerekiyor. Özellikle cep telefonu cari açıkta önemli bir meblağ oluşturuyor.

Yapısal Sorunlara Odaklanmalıyız

Bu kriz fırsat bilinerek ekonominin yapısal problemleri ciddi şekilde masaya yatırılmalı, bunların çözümü için detaylı planlar yapılmalıdır. Belli ki üretim altyapımız güçlü değil. Belli ki ihracata konu olan ürünlerimizin katma değeri yüksek değil. Belli ki İstihdam ve üretime dönük dış yatırım çekmekte zorlanıyoruz. Ve daha nice mühim problemlerimiz var. Tarımda da geride olduğumuz ortada… Mesela kırsala, köye dönüş projeleri yapabiliriz bu anlamda. Belli büyüklükte tarla satın alan, hayvancılık ve tarım yapacak olanlara parasal destek yanında, kısıtlı imar izni, hayvan desteği, tohum desteği, ve pek çok noktada destekler verebiliriz. Tarım ve hayvancılıkla ilgili kooperatifler kurabiliriz. Bu kooperatifler ürettiği ürünü tek başına satabilme gücü olmayan üreticiyi organize edebilir. Bugün dünyanın süper gücü olan ABD aynı zamanda devasa tarım yatırımları olan bir ülke! Hollanda o minik toprağında hayvancılığın zirvesine oturmuş durumda! Hollanda aynı zamanda ciddi bir ar-ge üssü. Ama hayvancılığı, tarımı ihmal etmemiş. Bütün bunlar serbest piyasa devre dışı bırakılmadan ama devletin de gerektiğinde desteğini ve müdahalesini esirgemediği bir iklimde yapılmalı. Mesela süt üreten bir kooperatif ülkere boğdurulmamalı, korunmalı, bilmem ne üreten üretici koça boğdurulmamalı, müdahale edilmeli, gerektiğinde korunmalı. Piyasanın tekel konumundaki büyük aktörleri küçük girişimlerin ya da büyüme ihtimali olan büyük girişimlerin önünü kapatıyor. Devlet tam de bu noktada devreye girmeli, küçük ve orta ölçekli yatırımcının önünü açmalıdır. İşin dolar, Euro, finans, borsa kısmına girmiyoruz bile…  Ancak işin temeli üretim, yatırım ve ihracat. Bunlar olmadan ekonominin sağlıklı hale gelmesi mümkün değil. Bunlara yoğunlaşmalıyız. O zaman ülkemize bolca dolar, Euro, yen, liret, yuan, ruble, dinar akacak, kur mur bize vız gelip tırıs gidecektir.

Bekliyoruz!

Son on-onbeş yılda servetine servet katan kelli ferli müteahhitleri, üst düzey siyasetçi kimliğine sahip zevatı, belediyelerden konser kovalayan yandaş şarkıcı ve türkücüleri, mecliste çoğunluğu oluşturan milletvekillerinden en azından üçte birini, kriz gelmeden önce heybeyi doldurmuş ihracatçıları, ithalatçıları Kızılay ya da Taksim meydanında bir döviz bürosunun önünde bekliyoruz. Sıradan vatandaş ayfonunu kırdı, dolarını bozdurdu, milli şuuru kuşanarak sorumluluğunu sembolik de olsa yerine getirdi. Hadi bakalım şimdi sıra sizde. Gösterin yiğitliğinizi. Üstelik bir zararınız da olmaz kur zaten yükselmiş yükseleceği kadar, bu işten karlı da çıkarsınız. Meydan yiğitlerini bekliyor!

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER