Cübbeli’ye ‘müstakbel terörist’ denemez

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Dini istismar eden terör örgütleriyle mücadele" konulu bir panelde konuşmuş. Üstüne basa basa şunları söylemiş: "Sadece FETÖ ve DEAŞ değil bizim problemimiz....

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Dini istismar eden terör örgütleriyle mücadele" konulu bir panelde konuşmuş.

Üstüne basa basa şunları söylemiş: "Sadece FETÖ ve DEAŞ değil bizim problemimiz. Belki o yolda olup hurafelerle, hikayelerle, rüyalarla menfaat temin eden, bunu geçim haline getiren yapılarla, şahıslarla büyük bir mücadelemiz var ve devam edecek...”

‘Dini istismar eden şahıslar’ denince sizin de aklınıza hemen Cübbeli Ahmet gelmiyor mu?

Onu kastediyor olmalı çünkü benzer vurguları yakınlarda bir kez daha yapmıştı Diyanet reisi. Ve o sözler, doğrudan hoca lakaplı Cübbeli Ahmet’i hedef aldı diye algılanmış, öyle yansıtılmıştı.

Hatta Cübbeli’nin ‘Yenilip yalanıp kemikleri sıyrıldıktan sonra pişmiş tavuğu geri 
canlandıran keramet’ safsatasına cevap şeklinde yorumlanmıştı.

Cübbeli’ye işaret eden ifade şuydu: “Akla aykırı, gerçeklere dayanmayan hikayeler ve rüyalar üzerinden din anlatılarak vatandaşlarımızın samimi duyguları istismar edilmekte ve sömürülmektedir...”

Yani Cübbeli’nin elinde oyuncak olmaktan, cahil kalabalıkların Allah ile aldatılmasına ve kananların sırtından saltanat sürülmesine alet edilmekten dini ve dindarlığı kurtarmakta kararlı Diyanet.

Erbaş Hoca’nın savaş açtığı bu şarlatanlık, az daha Sultanahmet’te vaaz kürsüsüne kuruluyordu ya neyse...

Din hokkabazlarıyla, bezirgan madrabazlarla, hurafeci ve menkıbeci istismarcılarla mücadeleyi elbette destekliyorum. Çok hırpaladı, fazla üstüne gitti, bu kadar da paylanmaz ki, ağır olmadı mı biraz diyecek değilim.

Cübbeli’yi elinden alıp Diyanet’e karşı savunacak, koruyacak hiç değilim. Az bile söylemiş Erbaş Hoca, sabah akşam kalafata çekse yeridir...

Yeni FETÖ’lerin, DEAŞ’ların, Boko Haram’ların çıkmaması bu mücadelenin başarısına bağlı. İstismarcıların, terör örgütü büyüklüğüne ve özgüvenine kavuşacak kadar palazlanmasına izin verilmemeli. Burada da Erbaş Hoca’ya katılıyorum. Halk aydınlatılarak, bilinçlendirilerek istismar imkanı ve zemini bırakılmamalı.

Öncelikle de bu tiplerin istismara açık kesimler nezdindeki uyduruk rütbelerini sökmekten, kendilerine taktıkları sahte ünvan ve lakapları kullanmamaktan başlamalı işe. Müsait olanların aklını çelebilecek bir ‘itibar’ı istemeden de olsa kazandırmamalı. Ki hocalığın, şeyhliğin, dervişliğin, takkenin, sarığın arkasına saklanamasın din tüccarları.

Velakin tüm bunlara hak vermekle birlikte Cübbeli’ye ‘müstakbel terörist’ gözüyle bakılmasına ve öyle muamele edilmesine karşıyım.

Hurafecilik bir terör suçu, istismar bir terör faaliyeti değildir. Açığa çıkmamış potansiyeli, eyleme dönüşmüş gibi yargılayıp cezalandıramazsınız.

Cübbeli ve benzerleriyle mücadeleyi, terörle mücadele kapsamına sokarsanız bunu doğru bulmam.

Fuhuş suçlamasıyla tutuklanıp insan ticareti yapan bir şebeke yönetmekle suçlandığında da karşı çıkmıştım. Organize fuhuş çetesi suçlaması abartılı, kasti ve haksızdı. Sonuçta hukuk sistemimiz, uyuşturucuyla mücadelede bile içiciyle torbacıyı, satıcıyla tüketiciyi ayırt edebilirken fuhuşla fuhuş trafiğini mi ayrı tutamayacaktı.

Haklı bir mücadele, bu gibi hatalarla aman haksız duruma düşürülmesin.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Geçen yıl niye fethedilmedi Ayasofya? 30 Mayıs 2020 | 5.487 Okunma ‘Damat’ magazinini bırak satılan hikayeye bak! 29 Mayıs 2020 | 7.450 Okunma Babacan’a söylenenler Erdoğan’a da söylenmemiş miydi? 28 Mayıs 2020 | 7.925 Okunma Baskın seçim değilse sebep ne? 27 Mayıs 2020 | 5.690 Okunma Dolarda Özal öncesine dönsek bile 26 Mayıs 2020 | 5.269 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar