ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Fransa’nın hukuk anlayışı

Avrupa’daki Müslümanların tanınmış fikir önderlerinden olan ve Hasan el-Benna’nın da kızından torunu olan Prof .

Ahmet Varol
Ahmet Varol Yeni Akit Gazetesi
17 Ağustos 2018 | 3.0 K

Avrupa’daki Müslümanların tanınmış fikir önderlerinden olan ve Hasan el-Benna’nın da kızından torunu olan Prof. Dr. Tarık Ramazan, bir kadının tecavüz suçlamasından dolayı altı ay önce Fransa’da tutuklanmıştı. Daha önce peçe taktığı ve selefi olduğu söylenen ama şimdi seküler feminist bir anlayışı benimsediğini ifade eden Hind Ayari (Batılı kaynaklarda Henda Ayari olarak yazılıyor) adlı kadın, bir Fransız televizyonunda yaptığı açıklamada, aynı zamanda Oxford Üniversitesi’nin öğretim görevlilerinden olan ilahiyat profesörü Tarık Ramazan’ın Paris’te bir otelde kendisine tecavüzde bulunduğunu iddia etmişti. Onun bu iddiasından sonra ismi açıklanmayan bir başka kadın kendisinin de aynı kişi tarafından tecavüze maruz kaldığı iddiasında bulundu. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşıldığına göre mahkeme Hind Ayari adlı kadının iddialarını esas alarak Tarık Ramazan hakkında soruşturma başlattı ve soruşturma kapsamında altı ay önce de gözaltına aldı. 

Fransa vatandaşı olduğu ifade edilen kadın mahkemeye verdiği ilk bilgilerde tecavüz olayının 30 Mart veya 6 Nisan 2012 tarihinde Paris’teki Holiday Inn otelinde gerçekleştiği iddiasında bulunmuştu. Tarık Ramazan’ın avukatı onun bu tarihte Paris dışında olduğunu ispat eden bir belgeyi mahkemeye sundu ve müvekkilinin serbest bırakılmasını istedi. Fakat mahkeme ilginç bir şekilde belgenin kaybolduğunu iddia ederek avukatın talebini reddetti. Daha sonra avukat gerekli çalışmaları yaparak o tarihlerde Tarık Ramazan’ın Paris’te bulunmadığını belgelerle ispat etti. Bu belgelerin ortaya konmasından sonra onun olayın gerçekleştirildiğinin iddia edildiği iki farklı tarihin hiçbirinde Paris’te bulunmadığı ispat edilmiş oldu. Bunun üzerine suçlamada bulunan kadın iddiasını değiştirerek olayın aynı yılın 26 Mayıs tarihinde Crowne Plaza Hotel’de gerçekleştiğini iddia etti. 

Avukat kadının bu şekilde çelişki içine düşmesi üzerine suçlamanın haksız olduğunu, kadının verdiği tarihlerde Tarık Ramazan’ın suçun işlendiğinin ileri sürüldüğü mekânda bulunmadığının ispat edilmesi üzerine tarih ve mekânı değiştirmek suretiyle kendisini yalanladığını ortaya koyarak yeniden müvekkilinin serbest bırakılması talebiyle Paris Temyiz Mahkemesi’ne başvurdu. Ama mahkeme bu çelişkiye rağmen Prof. Ramazan’ın serbest bırakılmasına izin vermedi. 

Avukat müvekkilinin multiple-skleroz hastalığından muzdarip olduğunu, onun hakkında ileri sürülen suçla ilgili de herhangi bir şüphenin oluşmadığını ifade ederek, sağlık gerekçesine binaen İsviçre pasaportunun kendisine teslim edilerek Paris’te gözetim altında tutulması şartıyla 300 bin euro kefalet karşılığında serbest bırakılması talebinde bulundu. Ama mahkeme bu talebi de reddetti ve tutukluluk halinin devam etmesine karar verdi. 

Suçlamayla ilgili olarak kadının kendi iddiasından başka hiçbir delil bulunmadığı gibi verilen bilgilerin doğru olmadığı ispat edildikten sonra kadının tarih ve mekânı değiştirme ihtiyacı duyması asıl onun iddiasının ve suçlamasının şüpheli olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Ama mahkeme yine töhmet altına sokulan ve böyle bir töhmetle itibarı zedelenen dolayısıyla kendisine ciddi şekilde zarar verilen kişiyi şüpheli olarak gördü. Bunun yanı sıra töhmet altına sokulan kişinin ciddi sağlık sorunlarının bulunmasına ve hakkındaki iddianın da ispat edilememiş olmasına rağmen sadece sağlık sorunlarından dolayı, gözlem altında tutulmak şartıyla cezaevinden çıkarılmasını bile kabul etmedi. Mahkemenin tutumunun bir suçun üzerine gidilmesi ve suçlunun bulunması değil hedef alınan bir kişiye suç yüklenmesi ve bunun için oyun çevrilmesi amacına yönelik olduğu davanın gidişinden anlaşılıyor. 

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER