Hayat-memat meselesi

“Beka meselesi” değil, “hayat-memat meselesi”. “Hayat-memat”, hani şu batılıların “to be or not to be” şeklinde tanımladıkları “olmak ya da olmamak” meselesi. Bunun bizim...

Beka meselesi” değil, “hayat-memat meselesi”. “Hayat-memat”, hani şu batılıların “to be or not to be” şeklinde tanımladıkları “olmak ya da olmamak” meselesi. Bunun bizim Türkçemizdeki karşılığı “ölüm-kalım” meselesidir. Bu arada ecel değişmeyecek ama, Allah yolunda can sunarsak ve hayatta kalırsak, Allah ömrümüzü bereketli kılacak. Bizim için “zaman içinde zaman yaratacak”, ama vademiz gelmiş gitmemiz gerekirse “ölümsüz“ olacağız. Çünkü Şehidler ölmez ve onlar Rableri katında diridirler.

Her insanın, her topluluğun, her ülkenin her zaman böyle bir meselesi vardır. Ölmek ya da öldürülmek. Bu yok olmak anlamına gelmez. Kaldı ki bir gün gelecek kıyamet kopacak. Allah’tan başka hiç kimse kalmayacak. “Hayy ve baki olan, ezeli ve ebedi olan yalnız Allah’tır.” Bizler ölümlü dünyanın ölümlü insanları için hiçbir zaman, o müfsit Şeytanın vaad ettiği “yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat olmayacak”. Cennetten çıkarılan insan dünyayı da kendine benzetecek. Hem zaten biz ahir zaman peygamberinin ümmeti değil miyiz?.

Öte yandan; “olacak olan ne varsa olacak”. Akacak kan damarda durmayacak. Aslında Bahçeli’nin “Beka sorunu” diye tanımladığı tehdit, yanlış bir şekilde kavramsallaştırılmış olsa da var. Ama bu sadece Türkiye’ye yönelik bir tehdit değil. Bu tehdit bütün insanlığadır. Şairin “bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu” dediği bir durum sözkonusu. Bu tehdit, Kızılderililerin yok edilmesinden, kara derililerin köleleştirilmesinden, sarı ırkın sömürgeleştirilmesinden daha büyük bir tehdit. Bu tehdit’in sahipleri “Biz ıslah edicileriz” diyorlar. Dikkat buyurun, “onlar bozguncuların ta kendileridir.”

Sorun FETÖ, PKK, BÇG sorunundan çok daha büyük. Tehdit bütün insanlığa, ülkelere, halklara. Bu sorunun unsurları da bu sorunun birer parçası durumundalar. Bunlar kendi cehennemlerine sırtlarında odun taşıyorlar. Kendi cellatlarının bıçağını bileğiliyorlar.

ABD’yi de İsrail’i de kuran, Osmanlı’yı yıkan “üzerinde güneş batmayan İngiliz imparatorluğu” değil mi? Peki bugün İngiltere ve ABD’nin arası nasıl. Yılan kuyruğunu ısırdı. ABD’nin özgürlük heykelini ve Eyfel kulesini kimler, niçin yapmıştı? Peki bugün ABD ile Fransa’nın arası nasıl.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kızılca kıyamet, koptu kopacak! 20 Mayıs 2019 | 13.869 Okunma Kaftancıoğlu’ndan İmamoğlu’na! 19 Mayıs 2019 | 14.092 Okunma Kafanızı kiraya vermeyin 18 Mayıs 2019 | 4.467 Okunma Başkanlara 17 Mayıs 2019 | 8.989 Okunma Dünyanın kalbini dinle 16 Mayıs 2019 | 6.445 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar