Biz eskiden eskiden!

Bayramın son günü bir mesaj aldım Adana’dan. Sonra birkaç yeri aradım. Bu sene kurban derisi toplayan nerede ise kimse yokmuş. Herhalde gelecek sene, kâğıt toplayıcısı kardeşlerimize kalacak bu iş.

Derileri olan arkadaşlar birkaç dernek ve camiyi aramışlar. Bu sene bir organizasyonu yokmuş. Birisi de tuzlayıp, naylon torba içinde getirirlerse kabul edeceklerini söylemişler.

Birden kurban derisi kavgası verdiğimiz günleri hatırladım. Polisle, zabıtayla kovalamaca oynadığımız günleri. Deriden nasıl post yapılacağını sorduğumuz günleri, baskın yaparlarsa, deriyi kullanılamaz hale getirmek için cebimizde çakı taşıdığımız günleri.

Köprülerin altından çok sular akmış.

Helal, su geçiren ojeli bacılarımız, parfüm kokan delikanlılar kelle mi ütüleyecekler, sakatat mı ayıklayacaklar. Kendi kurbanlarının derisine bile el sürmez bunların çoğu. Bunlar mı deri tuzlayacak! Ne yani bir de pahalı arabalarında, deri ve sakatat mı taşıyacaklar, camiye, derneğe. Hangi parfüm o kokuyu silebilir ki! Ve bir de kan lekesi.

Deriler, sakatatlar, iç yağları doğrudan çöpe.

Oysa biz deri ithal ediyoruz. Sakatat ithal ediyoruz. Bağırsaklara sucuk doldurulur, ya da mumbar yapılır. Adana şirden ithal eder. O hayvansal yağlardan, sabun yapılır, şampuan yapılır. Kemikten jelatin yapılır. Kazuratı organik gübre, kanı, kullanılmayan bezeler ve iç organlardan yem ya da kedi-köpek maması yapılır.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İsrail, umutsuz vak’a! 26 Ağustos 2019 | 3.298 Okunma “Fetva çıkmazı” 25 Ağustos 2019 | 5.998 Okunma Ahlak ve siyaset 24 Ağustos 2019 | 4.728 Okunma Önce! 23 Ağustos 2019 | 7.240 Okunma “Derin devlet” mi dediniz! 22 Ağustos 2019 | 17.320 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar