Daraltılmış kulluktan, genişletilmiş kulluğa geçiş

Rabbimiz kullarını, ferd, aile, toplum, millet, ümmet, devlet vs. konularda, alanlarda imtihan eder. İmtihanın boyutunu, zamanını, miktarını, cinsini de O belirler. Allah haliktir, kul ise kasib, yani Allah yaratır, kul ise...

Rabbimiz kullarını, ferd, aile, toplum, millet, ümmet, devlet vs. konularda, alanlarda imtihan eder. İmtihanın boyutunu, zamanını, miktarını, cinsini de O belirler. Allah haliktir, kul ise kasib, yani Allah yaratır, kul ise çalışır. Değişmez yasalarından biri de “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” gerçeğidir.

Yine Rabbimizin kudret elinde tuttuğu günler vardır.  İbrahim Suresi ile Casiye Suresinde “Eyyümullah” yani Allah’ın günleri ifadesi geçer. Bu günler, zafer ve mağlubiyet günleridir. Bedir zaferi nasıl Rabbimizin zafer günlerinden biri ise, Uhut mağlubiyeti de Rabbimizin günlerinden biridir.

Yani Kur’an ifadesi ile Yüce Allah, günlerini, insanlar arasında dolaştırır. Yeter ki bu hassas gün ve zamanlarında, insan, Rabbi ile irtibatını askıya almasın. Muhammet İkbal’in şu sözü, bir Müslüman için dikkate alacağı bir sözdür: Kader, Allah ile insan arasında yaşanan ortak bir süreçtir.”

Bu tespitlerimize paralellik arz eden bir başka konu vardır ki, o da, Rabbimize ait olan isim ve sıfatların iyi anlaşılması ve kabil edilmesidir, iman edilmesidir.

“Allah darlık da verir, bolluk da verir.” Bakara Suresi/245

Mekke dönemine baktığımızda, cahili sistem, Müslümanlara baskı yaptı. Nice insanlar aç bırakıldı, işkenceye tabi tutuldu, akla hayale gelmeyen baskı-dayatmalar yapıldı. Ne var ki sahabeden hiçbir Müslüman kadın-erkek olsun, taviz vermedi. Dimdik ayakta kalmayı başardılar ve kıyamete kadar gelecek tüm insanlığa örnek oldular.

Daha sonra Hicret yolculuğu başladı. Medine’ye hicret ettiler. Ne var ki, İbn Abbas’ın (r.a) ifadesi ile muhacirlerden bazı sahabeler az da olsa taşa toprağa, bağ-bahçeye yöneldiler. Bunun üzerine, Hadid Suresi indi. İlgili surenin 16. âyeti, sahabe içinde bazı insanları azarladı. Bu azarlamaya, teşvik azarlaması ismi verilmiştir.

Yani Mekke’de tüm baskı ve zulme rağmen, daraltılmış kulluk ortamında hiçbir sahabe taviz vermezken, Medine’ye hicret eden bazı Müslümanlar, küçük çaplı da olsa dünya nimetlerine temayül ettiler…

 Buradan gelelim ülkemiz Müslümanlarına… Bir zamanlar sakalımızdan, bıyığımızdan, örtümüzden, namazımızdan, cumamızdan, makalelerimizden, yeşil sermayeden, başörtümüze kadar suçlanan, hapse giren, tutuklanan, baskı altına alınan Müslümanlar, boyun eğmedi. Geri adım atmadı. Yani daraltılmış kulluktan hiçbir Müslüman geri adım atmadı.

Ne zaman ki genişletilmiş kulluk dönemine girdik, sorumluluklarımız ve görevlerimizin içine adeta virüs girdi. Ulaşım, iletişim imkânlarını, yatırım, finans, maaş, ücret vs. gibi alanlarda galip gelenlerimiz ve mağlup olanlarımızın hal ve gidişatı, genişletilmiş kulluk kimliğimizi zedeledi. Başörtüsüyle dimdik ayakta olan kızımız, yeni kıyafeti ile sosyal medyaya mağlup oldu. Kadın-erkek ihtilatları tavan yaptı. Nişanlanmış gençler, nikâh müessesesini devre dışı tutmaya başladı. Her şey mubah, her şey caiz oldu.

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
“Kâbe’nin Rabbine Andolsun ki Kazandım” 13 Şubat 2018 | 402 Okunma 1438 Ramazan’ın Anısına 23 Haziran 2017 | 99 Okunma KUR’ AN VE MÜSLÜMAN 16 Haziran 2017 | 288 Okunma İktisadi güç ve önemi 06 Haziran 2017 | 240 Okunma Siyasi güç ve önemi 03 Haziran 2017 | 136 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar