ÇOK OKUNAN YAZARLAR

“Kâbe’nin Rabbine Andolsun ki Kazandım”

Afrin’de yuvalanan İslâm-ümmet-millet düşmanı terör örgütlerine ve onların arkasındaki emperyalist güçlere karşı yapılan “Zeytin Dalı Harekâtı” ile şehidler kervanına her geçen gün yeni isimler ekleniyor .

Abdullah Büyük
Abdullah Büyük Yeni Akit Gazetesi
13 Şubat 2018 | 200

Afrin’de yuvalanan İslâm-ümmet-millet düşmanı terör örgütlerine ve onların arkasındaki emperyalist güçlere karşı yapılan “Zeytin Dalı Harekâtı” ile şehidler kervanına her geçen gün yeni isimler ekleniyor. Bu şehidlerden biri olan Ömer Bilâl Akpınar, vasiyetinde diyor ki: 

“Bu savaş Haç ile Hilâl’in, İman ile İnkârın, Hak ile Batılın, Küfür ile Tevhid’in savaşıdır...”

Bu cümleler, şehidlerimizin, uğrunda can verdikleri değerlerin neler olduğunu çok iyi bildiklerinin ipuçlarını ortaya koymasının yanında, “cenneti kılıçların/silahların gölgesi altında” gören bir şuura sahip olduklarını yansıtması bakımından da oldukça anlamlıdır…

İnancımız o ki, onlar kanları ve canlarıyla ‘büyük sınavı’ kazanarak cenneti hak ediyorlar… Tıpkı aldığı mızrak darbesiyle şehid olurken “kazandım!” diye bağıran sahabe Âmir b.Füheyre (r.a.) gibi… Onun öyküsünü Siyer-i Nebi dergimizden Mutlu Binici’nin kaleminden okuyalım:

“Hicretin dördüncü yılı idi… Necid bölgesinde oturan Âmiroğullarının lideri Ebû Berâ Medine’ye gelmiş, Peygamberimiz (s.a.) ile görüşmüştü. Ebû Berâ Müslüman olmadıysa da, Peygamberimizden (s.a.) Necid halkına İslâm’ı anlatacak muallimler göndermesini istedi. Efendimiz aleyhisselâm, Necid halkının, ashâbına zarar vermesinden endişe ediyor, onları tehlikeye atmak istemiyordu. Ebû Berâ, Müslümanları koruyacağına dair söz vermiş ve onları himayesine almıştı.

Devamını Oku
Diğer Yazıları
DAHA FAZLA SONUÇ GÖSTER