Oyun içinde oyun, kurgu içinde kurgu!

Geçen hafta sonu İsrail’in Şam kırsalında gerçekleştirdiği son saldırılarda ‘daha öncekilerde olduğu gibi’ İran’ın bölgede konuşlu Kudüs Tugaylarını, Hizbullah’ı ve...

Geçen hafta sonu İsrail’in Şam kırsalında gerçekleştirdiği son saldırılarda ‘daha öncekilerde olduğu gibi’ İran’ın bölgede konuşlu Kudüs Tugaylarını, Hizbullah’ı ve İran’ın vekillerini hedef aldığı ifade edildi.

İsrail, bu son saldırılarına; işgal altında tuttuğu Golan Tepelerine atılan ve Demir Kubbe tarafından durdurulan füzeyi gerekçe gösterdi. Bu saldırılarda mesajın genel muhatabı elbet İran’dı, ama özel muhatabı bir kez daha Kudüs Tugaylarının komutanı Kasım Süleymani’ydi.

Kasım Süleymani’nin İran’ın Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan başta yurt dışı operasyonlarını yürüten kişi olduğunu hatırlatma fayda var. İsrail’in bir önceki, Şam’a, kırsalındaki hedeflere yönelik İsrail saldırılarında da bizzat Kasım Süleymani’nin hedef alındığı ifade edilmiş, aynı güncede hayatta olduğunu gösteren kinayeli ve alaycı bir göndermeyle Kasım Süleymani Tahran’dan bir fotoğraf karesi paylaşmıştı.

Belli ki Kasım Süleymani üzerinden kurulan Tel Aviv-Şam-Tahran denklemi var.

Ama denklemin en önemli öznesi artık Moskova. Çünkü İran ve İsrail arasında Suriye topraklarında yaşanan bilek güreşinde Moskova’nın alacağı pozisyon ve tutum, özellikle İsrail saldırıların engellenmesinde Rusya’nın inisiyatifindeki hava savunma sistemlerinin üreteceği etki üzerinden Rusya-İran ilişkilerinin geleceği, dolayısıyla Astana ve Türkiye bağlamı, küçük grubun doğrusal ve asimetrik saha ve diplomasi çalışmalarıyla birlikte Fırat’ın batısının kimyası-şekillenmesi adına büyük değer taşıyor.

Artık eylül ayında İsrail’in ‘harp sahasına özgü bir taktik kurnazlıkla’ kalkan olarak kullandığı ve bizzat bir Rus S-300’le vurularak düşmesine neden olduğu Rus elektronik harp uçağı IL-20’den sonra Suriye hava sahasında Rusya ile İsrail arasındaki angajmanların yeni bir boyut kazandığını görmek gerekiyor.

Belli ki artık Ruslar, gelişen yeni konjonktür eşliğinde, ‘İran’a çokta angaje olmadan!’ Rus menşeili hava savunma sistemlerini sadece Rus menfaatlerini korumak, geliştirmek ve belki de değiştirmek için kullanıyor.

Burada İsrail’in sadece 2018’de Suriye topraklarına 2.000 füze ve bomba gönderdiğini ve Rusya’nın bu saldırılarda pasif durduğunu ifade etmek gerekiyor. Bu şekillenme İran’ın, İran vekillerinin, Hizbullah’ın ve Suriye Rejiminin ateş altında kalması sahanın kimyasındaki değişime dair çok kuvvetli emareler barındırıyor.

Geçen 10 gün içinde, buna bağlı çok ilginç ve önemli bir gelişme Hama’nın kuzeyinde yaşandı. ‘Suriye Rejimine bağlı’ Rusya yanlısı 5. Kolordu ile ‘yine Suriye Rejimine bağlı’ İran yanlısı 4. Tümen arasında yaşanan çatışmalar geçen pazar gününe kadar sürdü. Kamuoyundan mümkün olduğu kadar gizlenmeye çalışılan bu çok ilginç ve çok önemli gelişmelerde her iki askeri birlikten de çok sayıda çok ölen ve yaralanan olduğu ifade edildi.

İran yanlısı güçlerle-Rus yanlısı Rejim bağlısı güçler arasında yaşanan bu çatışmalar, ürettiği kimya ve neden olabileceği eksen değişiklikleri ile büyük önem taşıyor.

Rusya’nın İsrail’i S-300’ler ve S-400’lerde durdurmadığı veya bloke etmediği, İsrail’in de S-300 ve S-400 vurmadığı, ama Suriye ordusuna ait Rus yapımı SA2, 2SA3, SA17, SA22 ve bir radarların hedef alındığı saldırılar yaptığı bir fiili durumun hemen sonrasında Rejime bağlı Rus yanlısı güçlerle İran yanlısı güçler arasından günlerce süren çatışmalar yaşanıyor.

Altını çizerek bir kez daha ifade etmek gerekiyor: İsrail’in İran’ı hedefe aldığı saldırılarında Rus ve Suriye S-300’leri ile Rus S-400’leri kullanılmıyor, İsrail, ‘Farj-5’ler dahil’ İran yığınağını-güçlerini ve menfaatlerini koruyan alçak ve orta irtifayı hedef alıyor ve hemen sonrasında Rusya ve İran’a yakın güçler kapışıyor.

Gerilimin tavan yaptığı bu güncede Rus yanlısı 5. Kolordu ile İran yanlısı 4. Tümen arasında yaşanan çatışmalara; “Sorumluluk alanları-Hama kuzeyinde Rejimin kuvvetlerin toplanması ve bu duruma Rusların karşı çıkması gibi bir durumun” neden olduğu ifade ediliyor.

Ancak asıl sorun ya da sorunlar bu mu?

Ya da bu kadar mı?

YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Fırat'ın doğusunda müşterek kara devriyesi 10 Eylül 2019 | 286 Okunma ABD YPG'Yİ MEŞRULAŞTIRMAK İSTİYOR 28 Ağustos 2019 | 2.676 Okunma ABDULLAH AĞAR: TÜRKİYE PENÇE-3 İLE TERÖR AĞINI YIRTIYOR 25 Ağustos 2019 | 616 Okunma ABD'den YPG/PKK planı 16 Ağustos 2019 | 1.153 Okunma Saha çatışması engellendi 08 Ağustos 2019 | 887 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar