ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TBMM'nde tarihi mesajlar

TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı açılışında Genel Kurulda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 2007'den itibaren kumpaslarla mücadele ettiğini belirterek yeni dönem için tüm milletvekillerine “Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım”çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan TBMM'nde tarihi mesajlar
01 Ekim 2018

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yeni dönemin ruhu, birlikte çalışmayı, birlikte inşayı, birlikte başarmayı gerektiriyor. Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. Gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin ekonomimizi birlikte büyütelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim” dedi.
TBMM 27. Dönem 2. Yasama Yılı açılışında Genel Kurulda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni dönem için tüm milletvekillerine çağrıda bulunarak, “Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım” ifadelerini kullandı.

“PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne kadar hepsinin başını ezdik”
Konuşmasına şehitleri anarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yönetim sistemine geçiş ile ilgili yaşanan sürece değinerek, Türkiye’de yönetim reformu çabalarının 200 yıla yakın bir geçmişi olduğunu söyledi. Erdoğan, “Milletimiz, 2007 yılından beri adım adım ilerleyen bu sürecin her aşamasında sağduyu ile feraset ile hareket etmiştir. Bu kritik dönemde ülkemizi raydan çıkartmak, kaosa sürüklemek, içeride ve dışarıda başarısızlığa uğratmak isteyenlere hamdolsun fırsat vermedik. Geçmişten beri sıkça kurulan ve her seferinde Türkiye’nin tökezlemesine sebep olan tuzaklar, bu defa işe yaramadı. Milletimizin birlik ve beraberliğine sahip çıkmasıyla, devletimizin tüm erklerinin sergilediği dayanışma ile tüm engelleri aşarak bu günlere geldik. Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için yapılan her hamle ülke olarak yaptığımız daha büyük atılımlarla karşılık buldu. Her hal ve şart altında çareyi milletimizde, demokrasimizde, milli iradenin üstünlüğünde aradık. Ülkemizi vesayet bataklığına itmek istediler, çözümü milletimize gitmekte bulduk. Uluslararası alanda ülkemizi kuşatmaya çalıştılar, gücümüzü milletimizden alarak yolumuza devam ettik. Sokakları karıştırarak halkımızı birbirine düşürmeye çalıştılar, fitneye fırsat vermedik. Terör örgütlerini kullanarak ülkemize diz çöktürmeye çalıştılar, buna da eyvallah etmedik. PKK’sından DEAŞ’ına ve FETÖ’süne kadar hepsinin başını ezdik. Darbe yapmaya teşebbüs ettiler, milletimizle birlikte göğsümüzü namlulara siper edip istiklalimize ve istikbalimize sahip çıktık. Sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturmaya kalktılar, ardı ardına yaptığımız harekatlarla bu planı da paramparça ettik. Gece yarısı operasyonlarıyla ekonomimizi çökertmeye çalıştılar, Allah’ın izniyle, bu saldırıyı da atlatma yolunda ilerliyoruz. Bugüne kadar milletimizle birlikte hareket ettiğimizde üstesinden gelemediğimiz hiçbir sorun olmadı. İnşallah, bundan sonra da aynı başarılara imza atmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Milli iradenin önünde engel oluşturan, tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin; yasama, yürütme ve yargı organlarının görev alanların daha net bir şekilde belirleyerek, demokrasiyi güçlendirdiğini kaydeden Erdoğan, “Milletimizin karşısında yürütmenin tek muhatabı cumhurbaşkanıdır. Milli iradenin önünde engel oluşturan, sistem içindeki tüm vesayet mekanizmaları artık ortadan kalkmıştır. Böylece milletimiz, yetkiyi kime verdiğini ve gerektiğinde kimden hesap soracağını, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmektedir. 24 Haziran seçimlerinde şahsımı cumhurbaşkanı seçen milletimize karşı görevlerimizi layıkıyla yerine getirmenin gayreti içindeyiz. Bakanlarımızın atamasını yapıp kabinemizi oluşturduk. Anayasa ve yasalardan aldığımız yetkiler çerçevesinde yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı Kararları ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri vasıtasıyla, milletimize söz verdiğimiz gibi, hızlı ve etkili bir icraat gerçekleştiriyoruz. Elbette her geçiş dönemi gibi, bu süreçte de bir takım sıkıntılar yaşanıyor olabilir. Tespit ettiğimiz her sıkıntıya anında müdahale ediyor ve hemen hal yoluna koyuyoruz. Ancak, ekonomide asla hak etmediğimiz ve ülkemizin gerçek durumunu kesinlikle yansıtmayan dalgalanma, bu tür sıkıntıların daha çok göze batmasına yol açıyor. Aldığımız tedbirler, yaptığımız görüşmeler ve geliştirdiğimiz programlarla ekonomimizi yeniden dengeye kavuşturmaya başladık. Gerek milletimizden, gerek kurumlarımızdan aldığımız geri bildirimlere göre kendimize yeni hedefler belirliyoruz. Siyasi hayatımızın hiçbir dönemi gibi, yeni yönetim sisteminde de lâyüsel olduğumuz düşüncesine kapılmadık. Yetkiyi milletimizden alarak attığımız her adımımızda, yine milletimize hesap vermek mecburiyetinde olduğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin önündeki sıkıntıları, ancak hep birlikte çalışır, omuz omuza verirsek aşabiliriz”
“2002 yılı Kasım ayından beri ülkemizin yönetimini bize emanet eden milletimize zaten çok büyük bir borcumuz vardı” açıklamasında bulunan Erdoğan, 15 Temmuz’da, millete olan vefa borcuna, can borcu da eklendiğini kaydetti. Erdoğan, “Milletimizin itimadına, teveccühüne ve desteğine layık olabilmek için gece gündüz çalışıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Kararı seviyesindeki işleri zaten yürütüyoruz. Ancak, bazı konular kanuni düzenleme gerektiriyor. Biliyorsunuz, yeni yönetim sisteminde Cumhurbaşkanının Meclise, bütçe dışında kanun teklifi veya tasarısı sunma imkanı yok. Kanunlar ancak, sizlerin teklifiyle Meclis gündemine gelebiliyor. Meclisimizin açılmasıyla birlikte, gerek AK Parti Grubundaki, gerekse diğer partilere mensup milletvekillerimizin kanun teklifleriyle, ülkemize çok önemli hizmetler yapacaklarına inanıyorum. AK Parti Grubu’ndaki arkadaşlarımız, hiç şüphesiz, yürütme olarak ihtiyaç duyduğumuz alanlardaki kanun teklifleriyle yasama faaliyetlerine daha çok katkıda bulunacaklardır. Diğer partilere mensup milletvekillerinden de yürütme organı olarak bize destek olacak, yolumuzu açacak kanun teklifleri bekliyoruz. Türkiye’nin önündeki sıkıntıları, ancak hep birlikte çalışır, omuz omuza verirsek aşabiliriz. Yeni dönemin ruhu, birlikte çalışmayı, birlikte inşayı, birlikte başarmayı gerektiriyor. Gelin Türkiye’yi birlikte hedeflerine ulaştıralım. Gelin demokrasimizi birlikte güçlendirelim. Gelin ekonomimizi birlikte büyütelim. Gelin milletimize birlikte hizmet edelim. Bu yöndeki gayretleriniz için şimdiden sizlere teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

“PKK’nın Irak’ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldık”
Türkiye’nin dünyanın en çalkantılı bölgesinde, demokrasisi ve ekonomisiyle, gerçek anlamda bir küresel güç olma yolunda ilerlediğini belirten Erdoğan, “Yakın çevremizdeki güvenlik krizleri ve insani trajediler ile bundan beslenen terör eylemleri ülkemizi hedeflerinden uzaklaştırmamış, tam tersine bu yöndeki kararlılığını daha da güçlendirmiştir. Irak’ta ve Suriye’de ciddi etkinlik kazanan terör örgütleri, her geçen gün mevzi kaybetmektedir. Her ne kadar bu ülkeler kendi iç istikrarlarını sağlamakta zorlansalar da, terör örgütlerinin yeşermesine zemin hazırlayan şartlar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Kuzey Irak’taki bölgesel yönetimin kaotik bağımsızlık çıkışı, Türkiye’nin de net tavır koymasıyla, boşa çıkartılmıştır. DEAŞ’ın işgal ettiği topraklarda yeniden merkezi yönetimin hakim olmasıyla, Irak büyük bir sorundan kurtulmuştur. Temennimiz, ülkedeki PKK varlığının da ayni şekilde ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye olarak, PKK’nın Irak’ta faaliyet gösterdiği yerlerin önemli bir bölümünü kontrol altına aldık. Hedefimiz, çıbanbaşı olarak gördüğümüz Kandil’i ve yeni Kandil olma yolunda ilerleyen Sincar’ı bölücü terör örgütünden tamamen temizlemektir. Irak’ın, mezhepçilik hastalığından bir an önce kurtularak, kendi halkı ve tüm bölge için güvenli, huzurlu, istikrarlı ve müreffeh bir ülke haline gelmesini istiyoruz. Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmalara destek olmayı, gerektiğinde öncülük etmeyi sürdüreceğiz” dedi.
Suriye’deki gelişmelere de değinen Erdoğan, “Suriye’deki durum, maalesef çok daha acı, çok daha vahimdir. Bu ülke, 7’nci yılını geride bırakan bir iç savaşın pençesinde kıvranmaktadır. Bugüne kadar yaklaşık 1 milyon Suriyeli kardeşimiz hayatını kaybetmiş, 12 milyon Suriyeli de evini, barkını terk etmek zorunda kalmıştır. Rejimin kendi halkına yönelik kanlı saldırıları yetmiyormuş gibi, bir de DEAŞ ve PYD-YPG denilen alçak örgütler Suriye halkına musallat olmuştur. Ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilen güçler de, vekalet savaşları yoluyla Suriye’yi parsellemek için adeta yarışa girmişlerdir. Kimi artık hiçbir meşruiyet zemini kalmayan rejimle, kimi terör örgütleriyle iş tutan bu güçler, Suriye halkının kani ve gözyaşı pahasına kendi projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Suriye’deki bu gelişmelere, pek çok sebepten dolayı bizim seyirci kalmamız söz konusu olamazdı. Her şeyden önce, bu coğrafya halkıyla bin yılı aşkın müşterek geçmişe, ortak medeniyet ve kültür değerlerine sahibiz. Bunun için hayatlarını kurtarmak için yaşadıkları yerlerden kaçmak zorunda kalan milyonlarca Suriyeliye kapılarımızı ve gönlümüzü açtık. Halen 3,5 milyon Suriyeli, ülkemizde hayatını sürdürüyor. Suriye içinde yaşanan her çatışma, bizim için yeni kitlesel göç dalgalarının habercisidir. Sınırlarımızın hemen yani başındaki kaos ortamı, ülkemize yönelik terör tehditlerinin en önemli beslenme kaynağı haline gelmiştir. Bu tehlikeli gidişin önüne geçmek amacıyla, 2016 yılından itibaren, Suriye içinde güvenli bölgeler oluşturmak üzere harekete geçtik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla, 4 bin kilometrekarelik bir alanı DEAŞ’lı ve PYD/YPG’li teröristlerden temizledik. Bu bölgelere, şu ana kadar 260 bin Suriyeli kardeşimiz geri döndü. Her platformda, ülkede Suriye halkının tamamının kabul edebileceği bir çözüm bulunması için çaba gösterdik. Cenevre Süreci’nin tıkanması üzerine Astana’da yeni bir çözüm zemini oluşturulmasına öncülük ettik. Astana’da varılan mutabakatların rejim tarafından ihlali üzerine, Rusya ile yeni arayışlara girdik. Çabalarımız nihayet sonuç verdi. Soçi’de Rusya ile İdlip Çatışmasızlık Bölgesi’ndeki 3,5 milyon insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir mutabakata imza attık. Dünyada çok büyük takdirle karşılanan bu mutabakat, aynı zamanda Suriye’de yeni anayasa ve özgür seçimler esasına dayalı bir çözüm için de umutların canlanmasına vesile olmuştur. Böylece Türkiye, en büyük yükünü kendisinin çektiği Suriye krizinde, doğrudan sahada inisiyatif alan ve söz söyleyen bir ülke durumuna gelmiştir. İdlip’te ülkemizin güvenliğini sağlamayı garanti ettiği bölgeye de, şimdiden 60 binin üzerinde Suriyeli geri dönmüştür. Suriye’de güvenli hale getirdiğimiz bölgeleri genişlettikçe ve huzuru sürekli hale getirdikçe ülkemizdeki misafirlerimizin kendi topraklarına dönüşlerinin hızlanacağına inanıyoruz. Bundan sonraki hedefimiz, Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki bölgelerin, buraları işgal eden terör örgütünden temizlenerek güvenli hale getirilmesidir. İnşallah en yakın zamanda bunu da sağlayacağız” diye konuştu.

Benzer Haberler