ÇOK OKUNAN YAZARLAR

5 yaşındaki Yiğit'in ölümü için 210 bin TL'lik tazminat kararı

Samsun'da 2009 yılında, kırılan kolunun tedavisi için götürüldüğü özel hastanede, ameliyat sonrası yaşamını yitiren 5 yaşındaki Yiğit Yakup Sarı'nın ailesinin başlattığı hukuk mücadelesi 210 bin liralık tazminat kararı ile sonuçlandı.

5 yaşındaki Yiğit'in ölümü için 210 bin TL'lik tazminat kararı
05 Haziran 2018

SAMSUN'da 2009 yılında, kırılan kolunun tedavisi için götürüldüğü özel hastanede, ameliyat sonrası yaşamını yitiren 5 yaşındaki Yiğit Yakup Sarı'nın ailesinin başlattığı hukuk mücadelesi sonuçlandı. Birbiriyle çelişkili adli tıp raporlarının damga vurduğu mahkeme sürecinde anestezi uzmanı F.B. beraat etti. Ömer ile Senem Sarı çiftinin özel hastane ve ameliyata giren anestezi uzmanı F.B. hakkında Samsun 3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açtıkları davada ise aileye 110 bin TL manevi, 100 bin 689 TL de manevi tazminat ödenmesine karar verildi.
Atakum ilçesinde 20 Ekim 2009'da meydana gelen olayda, 16 yıllık evli Ömer (44) ile Senem Sarı (37) çiftinin üçüz çocuklarından Yiğit Yakup Sarı, şeker almak için çıktığı mutfak tezgahından dengesini kaybedip düşerek sol kolunu kırdı. Bayındırlık İlkokulu ana sınıfı öğrencisi Yiğit Yakup, ailesi tarafından özel hastaneye götürüldü. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. S.A.A. tarafından muayene edilen Yiğit Yakup, aynı gün ameliyat edildi. 1 saat süren operasyonun ardından çocuk normal servise alındı. Ancak, servisteki tedavisi sırasında Yiğit Yakup'un kalbi durdu. Doktorlar tarafından yapılan müdahale çocuğun kalbi tekrar çalıştırıldı ve Yiğit Yakup'a kardiyoloji uzmanı tarafından kalp pili takıldı. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen Yiğit Yakup Sarı yaşamını yitirdi.
Yapılan otopside çocuğun kesin ölüm nedeni belirlenemeyince, Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. Ardından da savcılık dosyayı İstanbul 1'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu'na göndererek çocuğun kesin ölüm nedeninin tespitini istedi. 14 ay sonra gelen raporda Yiğit Yakup Sarı'nın akciğerlerinde iltihap olduğu, anestezi uzmanının bu durumu fark etmesi gerektiğini, eksiklik olduğu ve buna bağlı olarak anestezi ve ameliyatın yükü sonucu ortaya çıkan oksijensizlik ve gelişen komplikasyonlar nedeniyle çocuğun yaşamını yitirdiği belirtildi.
Cumhuriyet Başsavcılığı da rapor doğrultusunda ameliyata giren anestezi uzmanı F.B.'nin mesleğinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği için 'taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak' suçundan hakkında 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'ne dava açtı. Öte yandan, aile hem hastane hem de anestezi uzmanı F.B. hakkında 3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 140 bin TL'lik maddi ve manevi tazminat davası açtı.
ÜÇ RAPOR YAZILDI
Tazminat davası sürecinde hastane yönetimi ve anestezi uzmanı F.B., İstanbul 1'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun raporuna itiraz etti. Bunun üzerine kurul, ilk rapora eklenecek bir husus olmadığını belirterek aynı raporu tekrar gönderdi. Rapora ikinci kez itiraz edilmesi üzerine mahkeme bu defa dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderilip tarafların kusur ve kusur oranlarını belirtir şekilde rapor hazırlanmasına karar verdi.
Dosya Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderilirken, bu kez İstanbul 1'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu, mahkeme istemediği halde bir rapor daha gönderdi. 5 Eylül 2012 tarihli üçüncü rapor da taraflara ulaştı. Üçüncü raporda "Küçükte iltihabın mevcut olduğu, anestezi uzmanı tarafından değerlendirme sırasında fark edilmemiş olduğu, bu durumun bir eksiklik olduğu ancak çocukta tespit edilen humerus kırığının acilen ameliyat edilmesi gerektiğinden; tanı konulmuş olması durumunda da ameliyatın acil yapılmasının zorunlu olduğu, bu nedenle anestezi, ortopedi uzmanına kusur atfedilemeyeceği oy birliğiyle mütalaa olunur" ifadeleri yer aldı.
Gelen son rapor Samsun 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Yapılan yargılama sonucunda, mahkeme 23 Ekim 2013'te verdiği kararda, anestezi uzmanı F.B.'nin küçük çocuğun ölümünde kusuru olmadığını belirterek beraatine hükmetti.
YARGITAY BERAATİ ONADI
3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hastane ve anestezi uzmanı hakkında açılan 140 bin TL'lik maddi ve manevi tazminat davası süreci ise devam etti. Mahkeme 3 Ekim 2014 tarihindeki duruşmada tarafların kusurunun olup olmadığı, varsa kusur oranlarının ne kadar olduğunun belirlenmesi için 5 kişilik bilirkişi heyeti oluşturulmasına, Samsun'da bu konuda sağlık raporu alınacak bilirkişilerin de bulunmaması nedeniyle dosyanın nöbetçi Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi.
Ankara Üniversitesi'nden oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan son raporda ise "Servis hemşirelerinin ifadelerine göre çocuğun ağzı kusmuk materyaliyle doludur ve büyük olasılıkla akciğerlerine aspire etmiştir. Bu bakımdan bize göre çocuğun ölüm nedeni büyük ihtimalle aspirasyona bağlıdır. Bu bağlamda bu kadar risk faktörü (tok olması ÜSYE) mevcut iken çocuğun neden anestezi sonrası uyanma ünitesine alınmayıp servise çıkarıldığı ya da hastanede neden uyanma ünitesinin bulunmadığı anlaşılmamış ve kesin kanaat oluşturulamamıştır" ifadelerine yer verildi.
Ceza davasında çıkan beraat kararına yapılan itiraz Yargıtay inceleme aşamasındayken, bu rapor 5 Ekim 2015'te dosyaya sunuldu. Ancak Yargıtay 17 Ekim 2016'da verdiği kararla beraat kararını onadı. Adli yargılama hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama talebiyle 24 Ocak 2017'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunan Sarı Ailesi, buradan da olumlu bir sonuç alamadı.
AİLEYE 221 BİN TL TAZMİNAT ÖDENECEK
3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki hastane ve anestezi uzmanı hakkında açılan madde ve manevi tazminat davası ise geçen 24 Nisan'da sonuçlandı. Mahkeme, küçük çocuğun ölümünde hem doktorun hem de hastanenin kusurunun bulunduğunu belirtip aileye 110 bin TL manevi, 100 bin 689 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Gerekçeli karar metninde şöyle denildi:
"Ceza hakiminin beraat kararının bağlayıcı olmadığından gerek yüksek sağlık şurasının raporu, gerekse üniversite hastanesinden aldırılan hekim raporlarına göre davacıların çocuğu ve desteği Yiğit Yakup Sarı'nın davalı şirkete ait hastanede 20.10.2009 tarihinde ameliyat olduğu ve hastanın servise çıkarıldığı, saat 21.02'de hastanın kusarak aspire etmesi sonucu kalp ve solunumunun durduğu, davalı hekimin hastanın tok olduğunu göz önünde bulundurarak ameliyat sonrasında yeterince uyanması hava yolu kontrolüne yakın takip edip hastayı servise çıkarması gerekirken yükümlülüklerini yerine getirmediğinden kusurlu olduğu, hastanenin de aynı sebeplerle sözleşmenin tarafı ve doktoru istihdam eden sıfatıyla doktorun kusurlarından sorumlu olduğu anlaşılmıştır."
'TAZMİNATI KIZLARIMIN DOKTOR OLMASI İÇİN HARCAYACAĞIZ'
3'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nin lehte verdiği kararı değerlendiren baba Ömer Sarı, "Bir kol kırığından hastaneye başvurduk ve burada çocuğumuz vefat etti. Bu olay olmasaydı şu anda 14 yaşında bir oğlum olacaktı. Biz bunun ezikliğini yaşıyoruz. Mahkemenin verdiği kazandığımız bu madde manevi tazminat 210 bin TL ama bizim için bu para önemli değil. Şu an benim duygularımı kimse anlayamaz. Yargı sürecinde birçok gidiş geliş oldu ama sonuçta yargı bizim lehimizde hükmetti. Türk adaletine her zaman güvendik. Doktorun ve hastanenin kusuru sebebiyle oğlumuz gitti. Biz bu 9 yıl içerisinde çok yorulduk, ne verseler de oğlumuz geri gelmeyecek ama bu davayı kazanmış olmaktan dolayı da mutluyuz çünkü burada doktorun ve hastanenin kusurlu olduğu kanıtlandı. Bizim için önem olan da buydu" dedi.
Ömer Sarı "Üçüz oldukları için oğlumun iki kız kardeşi ve sonradan dünyaya gelen bir kız kardeşi daha var. Kazandığımız bu tazminat ile başka çocukların canı yanmasın diye Yiğit'in 3 kız kardeşinin doktor olmaları için eğitimlerine harcayacağız. İnşallah mesleklerini iyi bir şekilde yapan, ihmal yapmayan iyi doktorlar olacaklar" diye konuştu.

Benzer Haberler