ÇOK OKUNAN YAZARLAR

Üroonkoloji uzmanından aşırı kilolulara kanser uyarısı

Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, birçok hastalığa neden olduğu bilinen obezitenin böbrekleri de vurduğunu kaydederek, obezite ile birlikte hipertansiyon ve sigaranın böbrek kanserine sebep olduğunu söyledi.

Üroonkoloji uzmanından aşırı kilolulara kanser uyarısı
22 Haziran 2018

Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, obezitenin böbrekleri de etkilediğini belirterek, "Obezite ile birlikte hipertansiyon ve sigara böbrek kanserine sebep oluyor. Böbrek dokusundan kaynaklanan habis bir tümör olan böbrek kanseri sıklığında 20 yıldır artış gözlenmektedir" dedi.
Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, birçok hastalığa neden olduğu bilinen obezitenin böbrekleri de vurduğunu kaydederek, “Obezite ile birlikte hipertansiyon ve sigara böbrek kanserine sebep oluyor. Böbrek dokusundan kaynaklanan habis bir tümör olan böbrek kanseri sıklığında 20 yıldır artış gözlenmektedir. Tedavideki tüm yeniliklere rağmen hastalığa bağlı yaşam kayıpları artmaktadır. Hastalık çoğunlukla 60-70 yaşlarında ortaya çıkıyor. Ancak son yıllarda artan radyolojik görüntüleme kullanımı ile çok daha erken yaşlarda da böbrek tümörlerini teşhis ediyoruz. Hipertansiyon da kanserin evresine ve daha agresif bir seyir izlemesinde etkili oluyor. Böbrek kanseri tedavi edilmediği takdirde çevre doku ve uzak organlara yayılabiliyor. Bu nedenle erken evrede tanı konması, tedavinin başarılı olması ve iyileşme şansının yükselmesinde de etkili oluyor. Sigara tüketimi, obezite ve yüksek tansiyonun böbrek kanserine yol açtığı saptanmış üç çevresel faktördür. Bu faktörlerin dışında bazı böbrek kanseri tipleri ailevi geçişli olabilmektedir” diye konuştu.
Prof. Dr. Can Öbek sözlerine şöyle devam etti:
“Böbrek kanserinden korunma adına atılacak en önemli adımın başında sigara kullanmamak ve obeziteye karşı önlem almak geliyor. Böbreklerde ortaya çıkan tümörler benign (iyi huylu) ve malign (kötü huylu) olmak üzere iki şekilde görülüyor. Ancak günümüzdeki radyolojik görüntüleme yöntemleri ile tümörün ’iyi huylu’ ya da ’kötü huylu’ ayrımını yapabilmek mümkün olmuyor. Tümör kitlesinin çapı büyüdükçe kötü huylu olma olasılığının arttığını biliyoruz. Çapı dört santimin altında olan kitlelerin iyi huylu olma oranı ise yaklaşık yüzde 30 civarındadır. Tanı koymak için bilgisayarlı tomografi kullanılır ve ayrıca MR çekilir. Biyopsi standart bir uygulama değildir. Çok nadir erken belirti veren böbrek kanserinde dikkat edilmesi gereken ise şöyledir; ileri evrelerde idrarda kanama, bel bölgesinde ağrı ve/veya şişlik belirtileri gözlenebiliyor. Ancak hastalık bazen vücutta yüksek tansiyon, kilo kaybı, ateş, kansızlık veya kan sayımında yükseklik, kan kalsiyum seviyesi yükselmesi gibi bazı bulgulara da yol açabilir. Her ne kadar bu bulgular birçok hastalıkta gözlenebilse de özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin daha uyanık olmasında yarar vardır."
Böbrek kanserinin çoğu başka nedenlerle yapılan ultrasonografi, tomografi veya MR gibi görüntülemelerde tesadüfen saptandığını anlatan Prof. Dr. Öbek, “Şans eseri tespit edilen tümörler genellikle erken evrede oluyor ve tedavisi de daha kolay gerçekleşiyor. Böbrek kanserinde cerrahi tedaviye başvurulur. Cerrahide amaç, hastanın durumuna göre, mümkün olduğunca kitlenin çıkarılıp böbrek dokusunun korunmasını sağlamaktır. Bu sayede kişinin kalp hastalıkları riski de azaltılmaktadır. Ancak bunun mümkün olamadığı durumlarda hastalıklı böbreğin tamamı çıkartılır. Ameliyat robot yardımlı veya klasik laparoskopik ameliyatla da gerçekleştirilebilir. Son yıllarda hastalığın moleküler düzeyde gelişimine ait bilgiler arttıkça özellikle bağışıklık sistemi üzerinden etkili yeni ilaçlar böbrek kanserinin ileri evrelerinde başarıyla kullanılmaya başlanmıştır” şeklinde konuştu.

Benzer Haberler