Ahmet Gülümseyen Yeni Akit Gazetesi

Lucescu ve Milliliği kalmayan futbolumuz

Romanya, hemen ardından Arnavutluk yenilgisi. Futbolumuzun geldiği ‘hazin’ son. Ülke futbol takımının bugünlere ‘nasıl’ geldiği gerçeğini kimsenin saklı tutup, görmemezlikten gelmesi söz konusu olamaz....

15 Kasım 2017 | 101 okunma

Romanya, hemen ardından Arnavutluk yenilgisi. Futbolumuzun geldiği ‘hazin’ son. Ülke futbol takımının bugünlere ‘nasıl’ geldiği gerçeğini kimsenin saklı tutup, görmemezlikten gelmesi söz konusu olamaz. ‘Perşembenin gelişinin çarşambadan belli’ olduğunu ezber yapma derecesinde biliyoruz. Yaşananları niçin yadırgıyoruz ki! Bir zamanlar, Galatasaray’ın teknik direktörlük konusunda görüştüğü Lucescu, bir bakıverdik, Milli Takımımızın başında. Böyle bir sürecin ne kadar yanlış olduğunu yine bu satırlarda dilendirmiştik. İşletilen sürecin bu kadar yanlış olmasına rağmen, transferin gerçekleşmesini sağlayan Federasyonun Başkanı Yıldırım Demirören ve ekibi, bırakın istifasını, süreçle ilgili ‘özür’ dilemeye dahi yanaşmadı. Şimdi kalkıp kısmen değil de tüm faturayı teknik direktöre kesmek ne kadar ‘doğru’ olur ki?..

LUCESCU’NUN SÖYLEM VE UYGULAMALARI

Teknik direktöre gelince. Maçların öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalar Mircea Lucescu’nun, dönüşü olmayan ‘kaos’ yolculuğunda olduğunu gözler önüne seriyor. Romanya maçı sonrasında ‘Henüz yolun başındayız...’ ve ‘Oyuncular kaliteli ama, oyuncuların bir arada oynamamasından kaynaklanan senkronize sorunu olabilir’ diyor. Bu açıklama, çalıştırıcının sahadaki oyuna ‘yabancı’ olmasından da öte, ne yapması gerektiği karşısında ‘acizliğinin’ birer göstergesi...

Antalya’da yapılan son hazırlık maçında Arnavutluk’a 3-2 yenilen ay-yıldızlı ekibimiz için Rumen teknik adamın ısrarla ‘Türk futbolunun bir geleceği var’ vurgusu yapması, kendisine ‘zaman’ tanınmasından başka bir manaya gelmiyor. Hani bu teknik direktörde yılların tecrübesi ve donanımı vardı. Varsa da, kullanamadıktan, sonuca yansıtamadıktan sonra neye yarar ki! Belki ‘elinde sihirli bir değnek yoktur’ ama, geride kalan her maçta Milli Takım üzerine bir şey koyması gerekirken, yenilgiler üst üste geldikçe kaçamak cevaplarla günü geçiştirilme/kurtarma yolunu seçiyor. Bu durumda, kaybeden kim? Ülkenin Milli Takımı. Denilebilir ki ‘Neyimiz vardı ki, neyi kaybedelim...’ Haklısınız belki puan veya konumumuz iyi değildi ama, az da olsa ‘prestijimiz’ vardı, o da şimdi milliliğe yakışmayacak düzeyde, yerlere ‘sergen’ oldu...

2018 TAMAM DA SIRADA 

2020 Mİ VAR?.. 

YAZININ DEVAMI

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hayata tutunan örnek sporcular… 28 Nisan 2024 | 18 Okunma Soykırımcı İsrail’e üniversite ve spor sahalarında da lanet yağıyor!... 26 Nisan 2024 | 47 Okunma Futbol Federasyonu başkanı kim olmalı? 24 Nisan 2024 | 157 Okunma Sürdürülebilir ‘özel gereksinimli’ spor faaliyetleri ve TFF örneği 21 Nisan 2024 | 29 Okunma Paris Olimpiyatları, Hera tapınağı ve Gazze katliamı… 19 Nisan 2024 | 38 Okunma