Yıldıray Oğur
Yıldıray Oğur Türkiye

94 yıllık bir tartışmanın tarihi -6-

17 Şubat 2017 | 1.1 K

5 Nisan 1996 günü Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün gizemli bir ziyaretçisi vardı. Ziyaretçi önce Cumhurbaşkanı Demirel ile görüştü, ardından üst düzey siyasetçiler ve bürokratlardan oluşan 35 kişilik bir gruba bir seminer verdi.
Basına kapalı bu toplantılarda konulan gizemli ziyaretçi Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ın danışmanı Jean Picq’di. Fransız devlet sistemi üzerinde uzman olan Picq’le Demirel, 4 ay önce Paris’te Mitterand’ın cenazesi sırasında tanışmışlardı. Selefi Özal’ın Amerikan tipi başkanlık sistemi önerilerine hep kırmızı ışık yakmış Cumhurbaşkanı Demirel, Fransız tipi yarı başkanlık sistemine yeşil ışık yakmıştı. Fransız misafirle toplantı haberlerinin basında çıkmasından üç yıl sonra yeniden başlayan başkanlık tartışmaları için Cumhurbaşkanı fikirlerinin değişmediğini başkanlık sisteminin Türkiye’ye uygun olmadığını söyleyecekti...
Peki nereden çıkmıştı bu başkanlık tartışması? Tabii ki sandıktan. 1995 seçimlerinde sandıktan Refah Partisi birinci parti çıkmıştı. Koalisyonu ise ikinci ve üçüncü sıradaki ANAP ve DYP kurdular. Ama bu zoraki koalisyondan çatırdama sesleri geliyordu ve alternatif, Refahlı bir koalisyondu.
Demirel’in sistem tartışmalarının işte tam bu sırada başlaması bir tesadüf değildi. Haziran ayında Refahyol iktidarının kurulmasıyla Demirel’in rejim krizine meşruiyet sınırları içinde çare bulunması arayışları arttı. Demirel’in talimatı ve Fransız uzman Picq’in katkılarıyla Devlet Denetleme Kurulu’nun hazırladığı Devlette Reform Projesi raporunda Meclis’i fesih yetkisi de olan kuvvetlendirilmiş bir Cumhurbaşkanlığı’ndan bahsediliyordu. Tartışma her gün gazetelerde yayınlanan makalelerle sürdü.
Demirel’e en ilginç desteklerden biri Özal önerdiğinde başkanlık sistemine karşı açıklamalar yapmış eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren’den geldi:
"Başkanlık sistemine geçişimizin doğru olacağını düşünüyorum. Başkanlık sisteminin bulunduğu ABD’de bir sıkıntı yok. Fransa’da yok...”
TÜSİAD ise yayınladığı bir raporla darbelerin yaşandığı, diktatörlüğe doğru kaymış Latin Amerika örneklerini sıralayarak Başkanlık Sistemi’ne karşı olduğunu açıkladı. Ama Sakıp Sabancı gibi iş adamları bu sisteme destek veriyordu.

Devamını Oku