26.03.2017

İktidar, muktedir ve korku
Bu yazıyı Twitleyin Bu yazıyı Twitleyin Bu yazıyı Twitleyin

Gaddar bir iktidar karşısında korkuya teslim olanlar, o iktidarın baskı ve zorlamasına maruz kalanlardan ibaret değildir. 
İktidar korkusu, muktediri de teslim alır. 
İktidar ve muktedir, birbirinden koparılamaz şekilde aynılaşmış olarak düşünüldüğünden ve muktedir iktidarın sahibi sayıldığından dolayı bu korkuyu ayırt etmek kolay değildir. Bu önce muktediri iktidardan “sıyırarak” değerlendirmeyi gerektirir. 
Muktedir, sahibi değil temsilcisi, “taşıyıcısı” olduğu iktidarın esiri ve kurbanıdır aslında. O yüzden de bu taşıyıcılığı kaybetme korkusu onu sürekli iktidar gösterisinde bulunmaya zorlar. Sonuç, iktidarı kendinde ebedileştirme yolunda umutsuz ve imkânsız bir çırpınıştır.

***

Muktedirin de iktidara tâbi oluşunu ayırt etme yolunda ben en çarpıcı örnek olarak hep Mario Puzo’nun romanından uyarlama Francis Ford Coppola şaheseri “Baba” üçlemesinin ikincisinden bir kesiti öne çıkartırım. 
Kısaca hatırlatmak gerekirse filmde Michael Corleone (Al Pacino), yani “Baba”, düşman mafya grubuna çalışarak kendisine ihanet etmiş kardeşi Fredo’yu (John Casale) bir süre cezalandırdıktan sonra affeder. Yaptığından bin pişman Fredo da artık tamamen kontrol altında ve zararsız bir konumdadır. 
Ancak yine de bir sorun vardır. “Baba”ya ölümüne sadık, öl dese ölecek, her fırsatta elini öpen “bağlılar”ının gözlerindeki tatminsizlik-hoşnutsuzluk sık sık yansır beyaz perdeye. Onların hâlâ bir beklentileri vardır. Ve o beklenti dolayımıyla “iktidar”, “Baba”nın her daim takipçisi ve ona tâbi insanların gözlerinde tecelli bulmaktadır. 

Yazının devamı için tıklayın >>


TÜMÜ ÇOK OKUNAN YAZARLAR