21.01.2017

ABD ve Avrupa'yla iyi geçinmek teslimiyetçilik midir?
Bu yazıyı Twitleyin Bu yazıyı Twitleyin Bu yazıyı Twitleyin

Bir taraftan Suriye krizinden payımıza düşen toplumsal ve ekonomik maliyet, diğer taraftan içinden geçmekte olduğumuz can acıtıcı terör sınavı bütün siyasi ve diplomatik reflekslerimizi de derinden etkilemiş bulunuyor. Elbette kolay değil, PKK ve IŞİD gibi dünyanın iki büyük terör örgütüyle mücadele ediyoruz. Terörün aslında bütün dünya için bir bela olduğu bilinmesine rağmen, Avrupalı ve Amerikalı müttefiklerimiz kendilerine dokunmadığı sürece bazı terör örgütlerinin etrafından dolaşmayı, görmezden gelmeyi, hatta zaman zaman teşvik etmeyi tercih ediyorlar.

Bunun en somut örneği, otuz-kırk yıldır mücadele ettiğimiz PKK’yı ‘terör örgütü’ olarak ilan etmesine rağmen Amerika’nın dolaylı yollardan bu örgütün fiili uzantılarını desteklemesidir. Mesela PYD-YPG, PKK’nın çatısı altında yer alan bir örgüttür ve Amerika YPG’ye açıktan silah desteği sağlamaktadır. Washington resmi olarak bu desteği sağladığını, sağlamaya devam edeceğini çoğu kez resmen ilan etmiştir. Açık konuşalım, bu tavrın dostlukla, müttefiklikle bağdaşması mümkün değildir. Nitekim geçtiğimiz günlerde Washington Post’un Ortadoğu’daki kıdemli isimlerinden Liz Sly, Amerikan yönetiminin PKK’nın Suriye uzantısı PYD ve YPG’ye yaptığı askeri yardımların hem Türkiye’yi, hem de Suriye’deki yerel unsurları rahatsız ettiğini yazdı. Sly: “YPG, PKK’nın elebaşı Öcalan’ı lideri olarak görüyor, bu çelişkili bir durum.”

Karşı karşıya olduğumuz manzara budur, ancak terör örgütleri ne kadar büyük olursa olsun, elbette devletin kapasitesi bunlarla mücadeleye muktedirdir. Bu süreçte toplumsal dayanışmanın en değerli varlığımız olduğunu da unutmamak gerekiyor. Evet, devlet bu toplumsal zemini arkasına alarak, güvenlik güçleri anlamında daha teknik, daha profesyonel bir mücadele vermeye devam edecek. Ama terörü yenmek için sadece bunlar yeterli değil. Terörün aynı zamanda uluslararası bir mesele olduğunu da dikkate aldığımızda, diplomatik bir vizyona ihtiyacımız olduğu da muhakkak.

Yazının devamı için tıklayın >>


TÜMÜ ÇOK OKUNAN YAZARLAR