Mehmet Ocaktan
Mehmet Ocaktan Karar

Rusya'nın yine çılgın talepleri olabilir mi?

28 Aralık 2016 | 1.5 K

Türkiye’nin son dönemde dış politikada istenilen ölçüde dostlarının sayısını artıramasa da, düşmanlarının sayısını azaltması önemli bir kazanım. Ayrıca altını özellikle çizmek gerekiyor ki, dostlukları artırmak sadece bir tarafın istemesiyle ne yazık ki her zaman mümkün olmuyor. Çünkü dostluklar sadece iki tarafın ellerinin birleşmesiyle gerçekleşebilir.

Üç yüzyıllık bir tarihi tecrübeye bakarak söylemek gerekirse, Türkiye siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve güvenlik kriterleri çerçevesinde kendisini hep Avrupa içinde mütalaa etmiştir. Kurtuluş Savaşı siyasi, askeri açıdan Batılı devletlere karşı yapılmış olmasına rağmen, Avrupa istikameti yine de bir şekilde muhafaza edilmiştir.

NATO’ya dahil olma da, 1960’larda başlayan Avrupa Birliği’ne girme çabaları da bu istikametin bir sonucudur. Dolayısıyla tarihsel dinamikleri dikkate almadan, zaman zaman sert esen rüzgarlara göre Türkiye’nin dış politika tercihlerini değerlendirmek bizi doğru sonuçlara götürmeyebilir.

Biliyoruz ki Türkiye’nin şu anda Avrupalı müttefikleriyle ve Amerika’yla siyasi sorunları var. Çünkü müttefiklerimizin gerek terörle mücadelede, gerekse AB müzakereleri konusunda müttefikliğin gereklerini yerine getirdiklerini söylemek maalesef mümkün değildir.

Buna mukabil Türkiye’nin, Rusya ve İran’la olan ilişkilerini reel dış politika zemininde zenginleştirmesi elbette doğru bir adım ancak bir o kadar da kırılgan. Zira Suriye krizinin yönetilmesinde Türkiye, Rusya ve İran ne kadar önemliyse, Amerika’nın da masada olması bir o kadar önemlidir. Unutmayalım ki Suriye’de yaşanan insanlık dramının en önemli sorumlularından birisi Amerika’dır. Ayrıca Suriye sınırımızda oluşturulmaya çalışılan ‘terör koridoru’nun baş sorumlusu olan PYD-YPG yapılanmasının bir tarafında yine Amerika bulunmaktadır.

Devamını Oku