Fatma Barbarosoğlu
Fatma Barbarosoğlu Yeni Şafak

“Son Mektup/Bir Aşk Hikayesi”

17 Şubat 2017 | 548

Bugün sizlerle Andre Gorz'ın eşi için yazmış olduğu “Son Mektup /Bir Aşk Hikayesi” isimli kitabı üzerine konuşmak istiyorum.
(Konuşuyoruz evet...Üstelik bu iyi bir diyalog, önce ben söylüyorum sonra -yani köşe yazısını okuduktan sonra- siz söylüyorsunuz. İlk bana söylüyorsunuz, sonra sosyal medya aracılığı ile birbirinizle konuşmaya/tartışmaya başlıyorsunuz.)
Pazartesi günü bahsettiğim gibi bendeniz kitaptan, birlikte intihar eden Altan -Ülker çiftinin haberi üzerine yorum beklerken haberdar oldum.
Kitap 61 sayfa olmasaydı sanıyorum ağır gündem yorgunluğu içinde, birlikte intihar eden yaşlı bir karı-kocanın son mektubunu okumayı göze alamazdım.
Kitabı okudukça kitapta intihar değil hayatın kendisi olduğunu fark ettim. Üstelik mutlu bir evlilik nasıl oluyor sorusuna da -hiç öyle bir niyeti olmadığı halde- cevap veren bir kitap Son Mektup.
Mutlu bir evliliği; birbirine bakarak değil, ortak bir ideale doğru yol alarak, hayat arkadaşının/ hayatın arkadaşlığının tazelendiğini anlatıyor kitap.
Aile içinde sevgiyi besleyen şey para değil dayanışma ruhu.
Gorz, karısı Dorine için yazdığı satırlara şöyle başlıyor:
“Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hala güzel, çekici... Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve seni her zamankinden çok seviyorum.”
A. Gorz karısını neden bu kadar çok sevmişti?
Karısı güzeldi, akıllıydı, sabırlıydı. Başka? En önemli sebebi sona sakladım. Dorine yokluktan şikayet etmiyor, kocasının üretmeye devam etmesi için onun hayatını kolaylaştırıyor ona hem teknik olarak hem de sosyal muhit olarak destek veriyordu.
Evlilikleri uzun ömürlü kılan şey eşlerin birbirinin hayatını kolaylaştırmada gösterdikleri yardım ve dayanışma ruhu.
Evlilik zaten bu değil mi, diyorsunuz...
Bunu herkes bilir ne var ki bunda diyorsunuz...
Herkes bunu bildiğine göre, niye evlilikler boşanma ile neticeleniyor?
Çünkü hayat ve hayatın kolaylaştırılması kavramlarının içini eşler aynı muhteva ile doldurmuyor/dolduramıyor. Yeni nesil evliliği birbirinin yüzüne bakmak olarak anlıyordu ki, şimdi onun yerini aynı mekanda cep telefonuna bakmak aldı. Birlikte cep telefonundan “sosyalleşmek” hayata aynı yerden bakmak anlamına gelmiyor/gelmeyecek.

Devamını Oku