27.02.2017

Hepimiz ‘Dünyanın En Büyük Âşığıyız!’
Bu yazıyı Twitleyin Bu yazıyı Twitleyin Bu yazıyı Twitleyin

Kıpır kıpır, enerjik, komik, hazırcevap, dobra, kadın gibi kadın.
Jennifer Aniston’ın Türkiye şubesi.
Fizik olarak acayip benziyor.
Kafa da çalışıyor.
Muzip, tatlı ve açıksözlü.
2016’ya damgasını vuran şarkıyı o yaptı: ‘Bağdat...’
Öldük, bittik o şarkı için, kendimizden geçtik söylerken. “Ben dünyanın en büyük âşığı olabilirim, koynunda yüz sene, bin sene durabilirim” dizelerini daha bir bağırarak söyledik.
Çünkü hepimiz, içten içe dünyanın en büyük âşığı olma potansiyeline sahip olduğumuzu düşünüyoruz!
Yeter ki, karşımıza değecek biri çıksın, koynunda bin yıl bile yatarız, o kadar yani.
Bence şarkının sihri
bu sözlerde...
Ayla Çelik de sihirli bir kadın, daha bir sürü güzel şarkıya imza attı, atacak, eminim...
2016 onun yılı oldu, 2016’da yaptığım son röportaj da Ayla Çelik ile olsun...
Enerjini, sesini, gülüşünü, duruşunu, yaptığın şarkıları çok seviyorum. Özellikle ‘Bağdat’ 2016’ya damgasını vurdu...
- Evet, öyle oldu. Benim için büyük mutluluk.
Her şarkın, insanın kalbine bu kadar işlemiyor ama ‘Bağdat’ farklı. Sence özelliği ne?
- Tam olarak bilmiyorum, zaten bilsem aynısından hemen bir tane daha yazacağım! Bir şekilde ruhumuzu başka bir yere taşıyor ‘Bağdat’. Otomatik olarak, o üst noktada. Şarkının kendi yapısı öyle. Dinleyene, anlamını, sebebini bilmediği bir mutluluk veriyor.
Öyle bir anlattın ki, sanki şarkı senden bağımsız! Yazan sensin!
- Evet, enerjiyi ben vermişim ama o da almış başını gitmiş. Şarkıların da kaderleri var. Bir an geliyor kontrol edemiyorsun, senden bağımsız benimseniyor ya da benimsenmiyor. Ama ‘Bağdat’ üzerine o kadar çok şey söylendi ki, bundan sonra şarkılarımla, bir ‘dinleme kılavuzu’ vereyim diyorum. “Şöyle dinleyiniz! Keyfini çıkarınız. Aman yanlış düşüncelere kapılmayınız! Bu şarkı şunun için yazıldı diye kafanızı boş yere yormayınız!” Dalga geçiyorum tabii.
Kariyerin için bir dönüm noktası mı oldu ‘Bağdat?’
- Olmaz mı? Kariyeri bırak, hayatım için oldu. Yıllardır tek başıma uğraşıyorum ben. Sosyalim filan ama bireysel bir iş yapıyorum. Kendimi bu şarkıyla binlerce insanın arasında buldum. Öylece kalakaldım, üzerimde bir şey yok ve herkes bana bakıyor gibi oldum. Tabii şöyle bir güzelliği de var, büyük bir şefkatle sevdi insanlar bu şarkıyı. Hani, “Şarkı patladı!” deriz ya, ‘Bağdat’ da ötesi oldu. Herkes beni ailesinden biri gibi görüyor. İnanılır gibi değil, sokakta ellerini açıp bana doğru koşan insanlar var. İlk başta anlamadım, gözlerim de bozuk, “Herhalde tanıdığım biri” diye ben de koşuyordum, yakınlaşınca hiçbir şekilde tanımadığım insanlar olduğunu fark ediyordum. Herkesin aksine, 2016 Bağdat sayesinde benim için şa-ha-ne geçti! Çok istedim bunu, çok çalıştım, tamam şanslıydım da ama kalbimin de temiz olduğunu düşünüyorum. Ve çok sabrettim. Emeklerimin de karşılığını aldım. Binlerce kez şükürler olsun!
‘Dünyanın en iyi âşığı olabilirim...’ Bu dizeyi, avaz avaz söyleyenlere rastladım bu bir yıl içinde! Herkes, dünyanın en iyi âşığı olabileceğine mi inanıyor sence?
- Kesinlikle! “Siz bilmiyorsunuz ama ben dünyanın en iyi âşığı olabilirim, değecek biriyle tabii!” demeye getiriyorlar. Şarkının sihirlerinden biri bu. Ama gerçekten de hepimizin içinde bu potansiyel mevcut. Aşkın yaşı yok. Kalp yaşlanmaz ki! Buna yürekten inanıyorum. Çocuksu bir coşkuyla, bunu bütün dünyaya haykırıyoruz. Böyle bir şeye öncülük etmiş olmak harika.

Yazının devamı için tıklayın >>


TÜMÜ ÇOK OKUNAN YAZARLAR